Business class deneyimlerinde ne değişti? “Koltuk değil, sistem kazandırıyor”
Uçak kapısı kapanıp motorlar çalıştığında yolculuk başlıyor. Ama ben çoğu zaman inişle değil, havada geçen zamanın nasıl “kurgulandığıyla” ilgileniyorum. Çünkü bugün üst sınıf, bir koltuğun ötesinde; beklentiler, servis koreografisi, lounge’ların dili, bağlantı akışı ve marka vaadiyle büyüyen bir rekabet sahası.
İstanbul’dan uçarken tekrar tekrar aynı gerçeği görüyorum. Asya rotalarında aktarma çoğu zaman mantıklı bir seçenek, hatta bazen deneyimin parçası. Amerika kıtasında ise aktarma doğru kurgulanmadığında çoğu zaman kaybı. Bu yüzden Asya’ya giderken farklı havayollarını denemeyi bilinçli seçiyorum; çünkü değişimi en net orada yakalıyorsunuz.
New York’a THY Dreamliner ile, Japonya’ya Emirates ile, Güney Kore’ye Etihad ile, Bali’ye Qatar Airways ile uçtum. Dreamliner’ın koridora doğrudan erişimli kabin düzeni, Emirates’in sosyal bir uçuş sahnesi yaratan yaklaşımı, Etihad’ın daha mimari bir mahremiyet duygusu kuran suite’leri ve Qatar’ın Qsuite ile ölçeklediği tasarım dili.
Her biri aynı soruya farklı yanıt veriyor: Gökyüzünde bugün ne değer kazanıyor?
Cevap ışık tasarımı, ekip davranışı, geçiş anları ve hatta aksaklık anındaki telafi refleksinde test ediliyor.
“Kapılı süitler yeni standart oldu ama oyunu bu kazandırmıyor”
Kapılı süitler bir dönem nişti; bugün premium business’ın yeni dili haline geliyor. Qatar Airways’in Qsuite’i bu dönüşümün en erken ve en etkili işaretlerinden biriydi; Etihad A350’de kapılı business suite’lerle bu mimariyi olgunlaştırdı; American ve United yeni nesil kabin duyurularıyla kapılı business süitlerini ABD pazarında da ana akıma taşımaya hazırlanıyor; THY ise Crystal Business Class ile kapılı süit yaklaşımını kendi tasarım diliyle yorumluyor.
Kapıların çoğaldığı, kabinlerin “suite”leştiği bu dönemde zihnimde tek bir soru dönüp duruyordu aslında.
Eğer business artık kapısını kapatabiliyorsa, first class’ı gerçekten ayrı bir kategori yapan şey ne?
Ya da,
Havayolları bu kadar tasarım konuşurken, işin ekonomik gerçeği nerede başlıyor? Uçak içindeki metrekare mi, yerdeki ayrıcalık zinciri mi? Yani gerçekte yolcunun satın aldığı beklenti tam olarak ne?
Bu sorularım için doğrudan IATA’nın Products & Services’dan sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Frédéric Léger ile konuştum. Yanıtları genel olarak, bugünkü premium tartışmasını çok net bir zemine oturtuyordu.
Léger’in çok net bir cümlesi var: First Class’ı hala ayıran şey, “onboard space”, yani yolcu başına düşen alan.
Kapı, mahremiyet hissini........© Forbes Türkiye
