menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milano Design Week 2026: “Dünya Görüşü” yarışları

14 0
03.05.2026

Bu yıl Milano Design Week’in en ironik tarafı herkesin tasarım konuşuyormuş gibi yapması ama aslında aynı sorunun peşinde koşmasıydı: Bu yıl hangi marka sadece mobilya ya da kıyafet üretmedi de “dünya görüşü” kurdu?

Salone del Mobile’ın Rho Fiera’daki ana gövdesi hâlâ işin sanayi tarafıydı.169 bin metrekareyi aşan alanda bin 900’den fazla katılımcı marka, dev bir tasarım ekonomisi kuruyor. Ama bu yıl asıl mesele yalnızca koltuk, mutfak, banyo ya da sehpa değil Salone’nin kendisini de yeniden konumlandırması…

Maddi gücü artan insan, her alanda özel talepler üretiyor. Bu yıl ilk kez sahneye çıkan Salone Raritas, bu talebe yönelik kuruldu. Limitli üretim, tekil obje ve yüksek zanaat alanı bir pazar kategorisi... Formafantasma’nın sergileme tasarımı ve Annalisa Rosso’nun kürasyonuyla fuarın “seri üretim” kalabalığı içinde butik bir koleksiyoncu odası açıldı.

Dünyanın sayılı mimarlarından Rem Koolhaas’ın geliştirdiği Salone Contract Masterplan ise daha büyük mesajı veriyor: Tasarım artık yalnızca ev için değil; otel, yat, rezidans, havalimanı, restoran, kamusal alan ve deneyim ekonomisi için bir altyapı meselesi. Koolhaas’ın “Current Preoccupations” (Güncel Meşguliyetler) başlıklı konuşması da bu yüzden önemliydi. Yıldız mimarın oraya sadece entelektüel dekor olarak çağrılmadığı, fuarın 2027’den itibaren proje bazlı işler/otelcilik alanında yeni bir ekonomik mimari kurmak istediği görüldü.

Fakat Milano’nun gerçek zekası fuar alanının dışına taşınca başlıyor. Çünkü bu şehirde tasarım haftası, biraz da lüks markaların birbirine “ben artık sadece çanta satmıyorum” deme biçimi.

Milano Design Week’te küresel markalar, koleksiyonlarını sıradan fuar standlarında değil yüzyıllardır ayakta duran saraylarda, avlulu palazzolarda ve tarihi konaklarda sergiliyor. Böylece ziyaretçi yalnızca tasarıma değil aynı anda hem geçmişin mimari hafızasına hem de bugünün lüks dünyasının sahnelediği yeni hikayeye tanıklık ediyor.

Miu Miu’nun Circolo Filologico Milanese’de düzenlediği Literary Club bunun en net örneğiydi. “Politics of Desire” başlığı kulağa moda markasının akademik flörtü gibi gelebilir fakat içerik gerçekten netti: Arzu, rıza, yapay zeka sonrası özne ve edebiyat. Program Annie Ernaux ve Ganalı yazar, akademisyen ve eski eğitim bakanı Ama Ata Aidoo etrafında kurulmuştu. Miu Miu burada bir elbise markası gibi değil Prada ailesinin entelektüel yan odası gibi davrandı. Daha ironik söylemek gerekirse bazı markalar Design Week’te sandalye gösterirken Miu Miu arzunun anayasa mahkemesini kurdu.

Louis Vuitton ise görkemli Palazzo Serbelloni’de daha klasik ama çok daha farklı bir hamleyle Art Deco belleği ve çağdaş tasarımı Pierre Legrain üzerinden, ikonik bavul tasarımlarıyla birbirine bağladı. Legrain, 1920’lerin Art Deco dünyasında kitap ciltleri, mobilya, illüstrasyon ve iç mekan estetiğiyle öne çıkan bir figür. Louis Vuitton’un yaptığı şey, onu sadece tarihsel bir referans olarak anmak değil kendi seyahat kültürüyle birleştirerek “lüksün mobil mimarisi”ni yeniden sahnelemekti.

Palazzo Serbelloni’nin odalarında ikonik sandıklar, yeni Objets Nomades parçaları, Pierre Legrain Hommage koleksiyonu, sofra, tekstil ve mobilya işleri bir araya getirildi. Yani mesele sadece bavul değildi; bavulun 20'nci yüzyıl başından itibaren tren kompartımanı, transatlantik, otel odası ve aristokrat göçebelikle kurduğu ilişkinin bugünkü ev-dekor pazarına tercümesiydi. Louis Vuitton burada seyahati değil seyahat eden sınıfın estetik hafızasını sattı.

Missoni’nin Via Solferino 9’daki “The Slow Art of Craft” sunumu ise tersine, gösteriyi makinenin içine soktu. Markanın yaratıcı mirasının simgelerinden Caperdoni makinesi merkezdeydi. Elle düzenlenen renkli iplik bobinlerinin Missoni’nin o titreşimli, zigzaglı, optik tekstil yüzeylerine nasıl dönüştüğünü görünür kılan bir kurgu vardı. Design Week’e özel üretilen 600 adet sınırlı çantadan ikisi ise doğru zamanda doğru yerde olmayı başaran bendenizde kaldı.

Moncler’in 10 Corso Como’daki ahtapotu ise yılın........

© Forbes Türkiye