menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan, Sağlık, Hekimlik, Cerrahlık ve Bir Teşekkür

25 0
17.09.2026

Bu platform, esas itibarıyla adından da anlaşılacağı üzere, özgül ağırlığı yüksek, üst düzey fikirlerin dile getirildiği; alanına hâkim üstatların herhangi bir bağ ve bağımlılık ilişkisi içinde olmaksızın, mümkün olduğunca nesnel değerlendirmeler yaptığı müstesna bir platformdur.

Bu yazımda biraz duygusal davranıp son birkaç aydır yaşamış olduğum sağlık problemlerini ve özellikle tedavimin son aşamasında Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesinde geçirdiğim ameliyat sürecinde yaşadıklarımın bende oluşturduğu düşünceleri paylaşmak istedim.

Zira daha önceki bir yazımda da özellikle belirttiğim gibi, insanın farkındalık kazanmasının iki temel biçiminden biri ve belki de en etkilisi deneyim, yani olay ve olgularla bizzat temas kurmaktır. Bunu insan, ancak yaşadığında daha iyi anlıyor. Farkındalık, yalnızca teorik bilgi ve dışarıdan gözlem yoluyla her zaman yeterince derinleşmiyor.

Şâdî-i Şîrâzî insanı şöyle tanımlar:

“Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe.”

“Yek katre-i hûnest, sâd hezârân endîşe.”

Yani insan, bir damla kan ve bin bir endişeden ibarettir.

İnsan, bu endişeler içinde kendisine farklı savunma mekanizmaları, anlam alanları ve sığınaklar bularak geçirir ömrünü. Yarının belirsizliği ise hem endişeye hem de umuda dönüşür. Belirsizlik endişe doğururken, aynı zamanda kesinlik taşımadığı için yeni mücadele alanlarına da fırsat verir; yani umuda kapı aralar.

En nihayetinde insan, bilinmezlikler ile umut arasında, farklı anlam kümeleri üzerinden varoluşunu sürdürür.

Geleceğe dair büyük hayaller kurarken, günübirlik bir rahatsızlık nedeniyle yolunuz bir sağlık kuruluşuna düşebilir. Zannedersiniz ki muhtemelen ciddi bir şey yoktur; birkaç ilaç ve ağrı kesici ile mesele geçiştirilecektir. Lakin bazen hesapta olmayan gerçeklerle karşılaşırsınız.

Size ve en yakınlarınıza ciddi bir tedavi gerektiren hastalığın haberi verilir.

İşte o anda sarsılır ve kendimizi işin ustalarına teslim ederiz.

Ve tam da o zaman, sağlıklı yaşamanın ne büyük bir nimet olduğunu ve hekimliğin, özellikle de cerrahlığın, insan hayatı bakımından ne denli önemli bir meslek olduğunu daha iyi kavrarız.

Medeniyetin Başlangıcı ve Uyluk Kemiği

Medeniyetin, başka bir ifadeyle uygarlığın, hangi aşamadan veya gelişmeden sonra başladığı sorusuna farklı cevaplar verilmiştir. Kimi ateşi, kimi tekerleği, kimi yazıyı, kimi de tarımın başlamasını medeniyetin ilk işaretleri arasında kabul eder.

Margaret Mead'e atfedilen meşhur bir anekdot ise bu soruya oldukça farklı bir cevap verir.

Rivayete göre bir öğrencisi, antropolog Margaret Mead'e kültürde medeniyetin ilk işaretinin ne olduğunu sorar. Öğrenci, hocasından ateş, tekerlek, yazı, kil çömlek veya bir aletin icadı gibi klasik cevaplardan birini beklerken, hiç ummadığı bir cevapla karşılaşır:

“Kaynamış bir uyluk kemiği.”

Buradaki ifade, kırılmış ve ardından iyileşmiş bir femur kemiğini anlatmaktadır.

Mead'e atfedilen açıklama şöyledir: Hayvanlar âleminde bacağı kırılan bir canlı, büyük ölçüde kendi başınadır. Tehlikeden kaçamaz, suya ulaşamaz, avlanamaz ve kendisini başka hayvanların saldırısından koruyamaz. Yaralı bir hayvanın hayatta kalması son derece güçtür.

Oysa iyileşmiş bir uyluk kemiği, bir başkasının o yaralı canlıya yardım ettiğini gösterir. Birileri durmuş,........

© Fikir Coğrafyası