menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Polder Sisteminden Yapay Zekâya: Hollanda’nın Tarım Deneyimi

2 0
yesterday

Hollanda’nın tarımdaki başarısı yapay zekâ ile başlamadı. Seralarla da. Hikâye çok daha eski.

Coğrafya, Hollandalı çiftçiye bir gerçeği öğretti: Toprak sınırsız bir kaynak değildir. Su yönetilmelidir. Toprak çok dikkatli kullanılmalıdır. Üretim verimli yapılmalıdır.

Polder, su altındaki alanların kurutulmasıyla elde edilen yapay kara parçasına deniyor. Hollanda’nın büyük bir bölümü bu yöntemle deniz seviyesinin altında veya denizle mücadele edilerek kazanılmış topraklardan oluşuyor. Yüzyıllar boyunca bataklıklar kurutuldu. Kanallar açıldı. Setler inşa edildi. Denizden toprak kazanıldı. Ancak toprağı genişletmek kadar, eldeki toprağı verimli kullanmak da önemliydi. Bu yaklaşım zamanla yalnızca tarla yönetimini değil, tarımın bütün örgütlenmesini değiştirdi. 

Kooperatiften Bilgiye

Hollanda Avrupa’nın merkezindeydi. Büyük kentler yakındı. Deniz yolları açıktı. Rotterdam gibi büyük bir liman Avrupa pazarlarına ulaşımı kolaylaştırıyordu. Böylece Hollanda tarımı yalnızca üretim yapan bir sektör olarak gelişmedi. Üretim ve ticaret birlikte gelişti. 

Çiftçi pazar için üretmeye başlayınca, bireysel çabanın yetersizliği görüldü. Üretici örgütleri ve kooperatifler doğdu. Hollanda tarımındaki dönüşüm yalnızca üreticilerin örgütlenmesiyle sınırlı kalmadı. Kooperatifler zamanla üretimin çevresindeki bütün sistemi değiştirdi. Çiftçiler birlikte satın aldı. Birlikte sattı. Ürünlerini birlikte pazarladı. Finansmana daha kolay ulaştı. Yeni üretim yöntemlerini birlikte öğrendi. Böylece çiftçi ile pazar arasındaki mesafe azaldı ve en önemlisi Hollanda’da tarım bilgisi kurumsallaşmaya başladı.

Üreticinin deneyimi çok kıymetliydi. Fakat deneyimin sistematik bilgiye dönüştürülmesi gerekiyordu. Toprak incelenmeliydi. Tohumlar karşılaştırılmalı, verim ölçülmeli, hastalıklar araştırılmalıydı. Üretim teknikleri denenmeliydi. İşte bu ihtiyaçlar araştırma kurumlarını doğurdu. Hollanda’da tarım eğitimi ve araştırması, giderek bu sistemin temel bir parçası haline geldi. Tarım denilince ilk akla gelen kurumlardan biri olan Wageningen Üniversitesi’nin yükselişi de bu süreç içinde gerçekleşti.

Böylece muazzam bir yapı ortaya çıktı. Çiftçi sahadaydı, araştırmacı laboratuvarda. Kooperatif, üreticileri bir araya getiriyordu. Pazar, neyin talep edildiğini gösteriyordu. Devlet ise bu yapının kurumsal çerçevesini oluşturuyordu. Çiftçinin hafızasında olan “bilgi” artık kurumlarda birikiyordu. Araştırmalar kayda geçiyor, üreticiler arasında dolaşıyor ve pazardan gelen bilgilerle birleşiyordu. Yeniden üretime dönüşü sağlanıyordu. İşte Hollanda tarımının bugününü anlamak için önemli kırılma noktalarından biri budur.

Açık Artırmadan Küresel Pazara

Hollanda tarımının dönüşümünde üretim kadar belirleyici olan başka bir unsur da ürünün pazara ulaştırılmasıydı. Çiftçinin ürettiğini satması gerekiyordu. Bu zorunluluk Hollanda’da tarımsal üretim ile pazarlama sistemlerinin birlikte gelişmesini sağladı. Özellikle sebze, meyve ve çiçekçilikte üreticilerin örgütlenmesi ve ürünlerin ortak pazarlanması giderek yaygınlaştı.

Ürünlerinin pazarlanmasının en çarpıcı yollarından biri açık artırma (mezat) sistemiydi. Üreticiler, ürettiklerini tek tek satmadılar. Ürünler bir merkezde toplandı. Kaliteleri standartlaştırıldı, fiyatı oluştu ve alıcılarla buluşturuldu. Böylece üretici ile pazar arasında yeni bir bağlantı kuruldu.

Açık artırmalarda yalnızca fiyat belirlemesi yapılmıyordu. Bizzat pazarın kendisi bilgi kaynağına dönüştü. Hangi ürün talep görüyor? Hangi kalite daha yüksek fiyat getiriyor? Hangi dönemde hangi ürünün değeri artıyor? Hangi pazarda hangi ürün tercih ediliyor? Bu bilgiler üreticiye geri döndükçe pazar, üretimi de şekillendirmeye başladı.

Sistem, özellikle çiçekçilikte olağanüstü sonuçlar verdi. Hollanda çiçeği yalnızca yetiştirmedi, çiçeğin etrafında bir sistem kurdu. Üretici vardı. Kooperatif vardı. Açık artırma, lojistik, depolama, ihracat. Hepsi vardı. Bütün bunları birbirine bağlayan bilgi vardı.

Zamanla Hollanda, yalnızca kendi ürünlerini satan bir ülke olmaktan da çıktı. Avrupa’nın tarımsal ticaret merkezlerinden biri haline geldi. 

Hollanda 2025’te 137,5 milyar euroluk (yaklaşık 156 milyar dolar) tarımsal ürün ihracatı gerçekleştirdi. Bunun 12,3 milyar eurosu tek başına süs bitkileri ürünlerinden geldi. Türkiye’nin 2025 tarım ihracatı ise Hollanda’nın beşte birinden daha az: 27,8 milyar dolar

Hollanda’nın tarım başarısı yalnızca ne kadar ürettiğiyle açıklanamaz. Ürettiği ürünü nasıl değerlendirdiği de en az üretim kadar önemlidir. Örneğin Hollanda’nın 137,5 milyar euroluk tarımsal ihracatının 49,1 milyar euroluk kısmı re-export. Yani toplam tarımsal ürün ihracatının yaklaşık 6’sı Hollanda’da üretilmemiş, sadece oradan geçen ürünler. Dolyısıyla Hollanda, üretim başarısının yanına lojistik/ticaret merkezi olma başarısını da eklemiş. 

Üretim, pazarlama, lojistik, bilgi, finans, ihracat.........

© Fikir Coğrafyası