ZSorunlu Eğitim
Toplumun zihinsel nabzının yükseldiği günlerden geçiyoruz. İki ayrı ilde, biri eski öğrenci, diğeri halihazırda öğrenci olan iki saldırganın okullarını basıp çok sayıda ölü ve yaralıyla sonuçlanan eylemlerinden sonra, toplumun tüm kesimleri yüksek sesle eğitime dair konuşmaya başladı.
Bugüne kadar hem dijital mecralarda hem de fikircoğrafyası’nda* eğitimle ilgili yazılar yazarak görüşlerimi ifade ettim. Benzer tespit, uyarı ve öneriler birçok uzman ve eğitimci tarafından da yapıldı. Ancak tüm bunlar sonucu değiştirmedi. Zira devasa bir kalabalık, korkunç bir uğultu, alışkanlıklara hatta inanca dönüşmüş bir sistem ve sistem etrafında çöreklenmiş büyük bir sermaye vardı. Aynı zamanda eğitim sistemi ideolojik çatışmanın en önemli meselesiydi. Doğru adımların atılmaması halinde geleceğin tehdit altında olduğu sayısız kez vurgulandı. İşte yıllardır işaret edilen ürkütücü zamanlara gelmiş bulunuyoruz. Eğitimin sorunlarına dair bugüne kadar söylenmemiş bir söz kalmadı.
İdeolojik eğitim sorun çözmez, sorun üretir; politik bir tip yetiştirir. Başlangıçtan bugüne bizim tecrübemiz katı-sert bir ideolojik eğitim tecrübesidir. Bu anlayış toplumsal birliği değil çatışmayı besler. Bugün yaşadığımız toplumsal parçalanmanın en önemli sebeplerinden biri budur.
Zorunlu eğitimin uzun olması çözüm değil sorun üretir. Eğitim süresi tekrar gözden geçirilmelidir. Gelinen noktada üniversite mezunlarından oluşan devasa bir işsizler ordumuz var. Buna karşılık ara eleman, çırak, kalfa ve usta yok. Artık ustaya ulaşmak, doktora ulaşmaktan daha zor.
Paranın adil paylaşımı gerçekleşmedikçe devlet kapısında iş sahibi olmak birinci hedef olur, akademik eğitimde yığılma meydana gelir ve nitelikli insan gücü zayi olur.
İdeolojik çatışmayı beslemeyecek, azami toplumsal uzlaşmanın gözetildiği, bilimsel çerçeveye oturtulmuş bir eğitim anlayışına ihtiyaç vardır. Dini ve ideolojik bilinç ailelerin uhdesine bırakılmak zorundadır. Bu projeksiyonla okulların ’i “meslek okulu” olarak düzenlenmeli; yapay zeka ve robotik teknoloji sebebiyle yok olacak ya da insansızlaşacak dallarda eğitim veren, uluslararası itibarı olmayan üniversiteler de kapatılıp meslek okuluna dönüştürülmelidir. Bu tür düzenlemeler elbette olağanüstü dirençle karşılaşacaktır. Ancak köklü değişiklikler yapılmadan müfredat, sınav, öğretmen, disiplin gibi alanlarda düzenleme yapmak sonucu değiştirmez. Palyatif çözümler mevcut sorunları çözmediği gibi yenilerini doğurur. Yıllardır birçok değişiklik yapılmasına rağmen gelinen nokta üzücü ve ürkütücüdür.
1800'lerin başında sanayi devriminin “verimli ve itaatkâr insan” ihtiyacına yönelik tasarlanan Prusya tipi eğitim artık sorun üretmektedir. İki asır önceye göre şartlar, ihtiyaçlar ve insan değişmiştir. Bu anlayış gözden geçirilmeli, yeni bir eğitim projeksiyonu geliştirilmelidir.
Okul saldırılarını kamuoyunun nasıl........
