Savaşın yayılması ve bölgesel yeniden dizayn politikasına etkileri
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaş bir ayını geride bırakırken bir yandan diplomasi trafiği ve öte yandan ABD’nin sınırlı bir kara operasyonu hazırlığı devam ediyor. Ancak “barış” anlaşması için ABD ve İran’ın öne sürdüğü taleplerin (ABD Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılması, İran’ın füze programının sınırlandırılması ve direniş ekseni içindeki güçlere verilen desteğin kesilmesini talep ederken İran da Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemilerin İran’a ücret ödemesi, direniş eksenine yönelik saldırıların son bulması ve müzakerelerin füze programında herhangi bir sınırlama olmadan sürdürülmesini istiyor) neredeyse taban tabana zıt olması kısa vadede Pakistan’ın ara buluculuğunda yapılan görüşmelerden bir uzlaşmanın çıkması ihtimalinin oldukça düşük olduğunu gösteriyor. Bu nedenle ABD emperyalizmi, bölgeye sevk ettiği yeni özel birlikler üzerinden İran’ın petrol depolama ve ihracat merkezi olan Hark Adası’na veya Hürmüz Boğazı üzerindeki adalara sınırlı bir operasyon tehdidinde bulunuyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın enerji trafiğine açılması konusunda Trump’ın müttefiklerine yaptığı tehditler sonrasında çoğunluğu NATO üyesi 22 ülke bu konuda görev almaya hazır olduklarını açıkladılar. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Hürmüz Boğazı ile ilgili taraflarla beraber bir paket üzerinde çalışıyoruz” dedikten sonra “Durum devam ederse İran’a karşı farklı yönlere gidecek bir koalisyon durumuna doğru gidecek konu” açıklamasını yapması, Türkiye’nin de bu sürecin bir parçası olduğunu ortaya koyuyor.
Bu arada daha önce kısa sürede bitirilmesi planlanan (en çok 3-4 hafta) savaşın birinci ayını doldurduğu günlerde Trump, ABD’nin hedeflerine ulaşmadığı gerçeğinin üstünü “İran’da rejimi değiştirdik” sözleriyle örtmeye çalışıyor. Öte yandan İsrail Başbakanı Netanyahu da “Savaşta İran’daki rejimi değiştirmek gibi bir hedeflerinin olmadığını” söylüyor. Sadece bu iki açıklama bile ABD ve İsrail’in savaştaki -rejimi devirme gibi- ana hedeflerini revize etmek zorunda kaldıklarını göstermeye yetiyor.
Savaşın uzamasının ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı enerji trafiğine kapatmasının ABD ve dünya ekonomisine maliyeti artarken ABD’de kasım ayında yapılacak kritik ara seçimler öncesinde Trump, iç politik hesapları bakımından da giderek sıkışıyor.
Karşısında ABD, AB ve NATO’yu bulan Rusya’nın, Ukrayna savaşına gömülmek zorunda kalması ve İsrail’in 2023 sonunda Gazze’deki işgalle başlatıp direniş ekseni içindeki güçlere darbeler vurarak sürdürdüğü ve Suriye’de rejim değişikliği ile sonuçlanan süreç, İran’ı da açık........
