menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

5 Soruda SDG: Nasıl kuruldu, neden feshediliyor?

79 0
23.08.2026

SDG’nin (Suriye Demokratik Güçleri) askeri, güvenlik ve idari yapılarının Suriye devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığının SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi tarafından açıklanması, yalnızca Suriye ve Rojava açısından değil; Türkiye’de yürütülen süreç ve Ortadoğu’daki yeni güç dengeleri bakımından da önemli bir gelişme. SDG’nin ortaya çıkış koşullarından ABD ile kurduğu ilişkinin sınırlarına, Türkiye’nin Suriye Kürtlerine yönelik politikasından son “süreç” ile Suriye’deki entegrasyon arasındaki ilişkiye kadar birçok gelişmeyi de birlikte değerlendirmek gerekiyor.

1. SDG hangi koşullarda ve nasıl kuruldu?

SDG’nin omurgasını oluşturan PYD (Demokratik Birlik Partisi), Öcalan’ı önder olarak gören KCK sistemi içindeki partilerden biri olarak 2003’te kuruldu.

Erdoğan iktidarı 2011 yılında ABD ve Fransa’nın desteğinde Suriye’de rejimi değiştirmeye yönelik müdahalenin öncülüğüne soyunduğunda en beklemediği sonuçlardan biri de Kürtlerin Kuzey ve Doğru Suriye’de (Rojava) özerk bir yönetim kurmasıydı. Ancak Esad/Baas rejimi ile Batı ve Türkiye destekli cihatçılar arasındaki savaşın yayılması karşısında 2012 yazında Kürtler, PYD öncülüğünde kendi askeri güçlerini de oluşturarak (YPG-Halk Savunma Güçleri) yaşadıkları bölgelerde (Kobanê, Cizîre ve Afrin) özerk kanton yönetimleri ilan ettiler. Bu tarihten itibaren Kürtler hem Erdoğan yönetiminin hem de cihatçıların hedefi oldu. HTŞ’nin (Heyet Tahrir eş Şam) önceli olan el Nusra ve ardından IŞİD Kürtlere saldırılar gerçekleştirdi.

Öte yandan Esad/Baas rejiminin kısa sürede devrilmesi beklentisinin gerçekleşmemesi iki önemli sonuca yol açtı: İran’ın bölgesel gücü arttı ve Suriye’de emirlik kuran IŞİD, 2014 haziran ayında Musul gibi önemli bir enerji merkezini işgal ederek Irak’ta da etki alanlarını genişletti. Bu gelişmeler karşısında ABD emperyalizmi İran’ı kuşatmak üzere iş birlikçilerini kendi politik ekseninde birleştirmek ve IŞİD’in, kendisinin bölgesel çıkarları ile İsrail’in “güvenliği” için yarattığı istikrarsızlık ve tehdidi bertaraf etmek amacıyla “IŞİD ile mücadele” adı altında bir “strateji” geliştirdi ve bu strateji temelinde “IŞİD ile Mücadele Koalisyonu”nu kurdu.

ABD’nin Suriye Kürtleriyle iş birliği de ekim 2014’te IŞİD’in Kobanê kuşatmasına karşı sürdürülen direnişe hava desteği vermesiyle başladı. ABD açısından bu iş birliği, yalnızca IŞİD’e karşı bir taktik değil; aynı zamanda Suriye rejiminin Rusya ve İran’ın desteğinde ülke genelinde kontrolü yeniden ele geçirmesini engellemek ve dahası enerji kaynaklarının denetimi konusunda rejimi baskılamak için kullanışlı idi. Bu nedenle ABD, Kürtlerle iş birliğini eylül 2015’te Arap aşiretleri ile Asuri/Süryani unsurları da kapsayan geniş askeri çatı örgütü SDG’nin kuruluşu üzerinden kalıcı hale getirdi ve bunu rejim değişikliği hedefi doğrultusunda “kullanışlı bir politika” olarak sürdürdü.

2. ABD Kürtlerle iş birliğini hangi biçim ve sınırlar içinde sürdürdü?

ABD, SDG’nin eylül 2015’te kurulmasının ardından Kürtlerle askeri iş birliğini derinleştirdi; ancak Rojava Özerk Yönetimini siyasal olarak tanımadı. Dahası, Türkiye’nin olası operasyonları karşısında Kürtlere bir savunma güvencesi vermeyeceğini, iş birliğini sadece IŞİD ile mücadele ile........

© Evrensel