menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdrisi Bitlisi’yi yeniden tanımlamak mümkün mü?

25 0
30.09.2026

Bir önceki yazıda, iki yıldır sürdürülen ‘süreç’in eşitsiz ve asimetrik mimarisinin Kürt siyasetini handikaplı durumlara mecbur bıraktığını, aslında devletin/rejimin muhatap olması gereken bazı eleştirileri ‘süreç savunusu’ adına üzerine çektiğini söylemiştik. Özellikle resmi tarihin İslamcı versiyonunun ‘Kürt-Türk ilişkileri’ babında örnek gösterdiği “Yavuz Selim-İdrisi Bitlisi ittifakı”nı da bu bakımdan değerlendirmiştik. Siyasal İslamla asla ilişkilendirilmeyecek bir hareketin (Öcalan telaffuz etti diye) Aleviler/Kızılbaşlar nezdinde oldukça vahim çağrışımlar yapan Yavuz-İdrisi Bitlisi ilişkisini, “asla referansımız olamaz!” şeklinde, kesin bir dille reddedememesini böylesi bir boyutla ilişkilendirmiştik. 

Yazıya gelen eleştirilerden biri konuşulmayı hak ediyor. “İdrisi Bitlisi’nin Alevi-Kızılbaş katliamıyla ilişkisinin olmadığını, dolayısıyla Alevilerdeki bu İdris tepkisinin yersiz ve abartılı olduğunu” vurgulayan okuyucumuz, akademisyen tarihçi Yalçın Çakmak’ın 27 Nisan 2023’te yayınlanmış bir makalesini de referans olarak eklemiş. Çakmak’ın, Hüda Par’ın İdrisi Bitlisi’ye ait olduğu iddia olunan mezara yaptığı ziyaret vesilesiyle yazılmış makaleden böyle bir sonuç çıkarılır mı? Nasıl ve ne amaçla okunduğuna bağlı elbette, bilemeyiz. Ama bildiğimiz şey şudur: Anadolu’daki Kızılbaş toplulukların kitlesel kırımı denince ‘Yavuz Selim-İdrisi Bitlisi ilişkisi’ de akla gelir. Bu bir tarihsel algıdır ve milyonlarca Alevi-Kızılbaş açısından toplumsallaşmış ve kuşaktan kuşağa aktarılmıştır. “Yanılıyorsunuz, İdrisi Bitlisi bildiğiniz gibi değildi!” demek, söz konusu tartışmada Alevilerin kaygılarını giderebilecek bir argüman değildir, olamadı zaten. Hüda Par’ın kendisini özdeşleştirdiği ‘makbul Kürt’e örnek olarak İdrisi Bitlisi’yi sunmuş olması da bu tarihsel algıyla bir şekilde bağlanmıyor mu zaten?

Yani, bu memleketteki Alevilerin ve siyasal İslamcıların kültürel, politik, ideolojik kodlarına sinmiş, toplumsallaşmış bu ön kabulü, terazi titizliğiyle yapılmış ‘İdris öyle biri değildi’ tespitiyle tersine çevirmenin karşılığı olabilir mi? Sevgili Yalçın Çakmak’ın makalesinde, İdrisi Bitlisi’den yaptığı, Yavuz Selim’in Kızılbaş politikasına dair şu önemli aktarımları da gördükten sonra hele:

“Şuurlu kalpli bahtiyar Sultan, […] şöyle tercihte bulundu: Kızılbaş ordusu çoktur, bu ordunun esası Anadolu’dandır. […]Anadolulu çapulcu Kızılbaşlardan oluşan bir ordudur. […] Öncelikle bu bağlantıyı koparmak, fitnenin başını ortadan kaldırmak gerekir. Bilgin tabiatlı Sultan, bu topluluğa bağlananları kısım kısım, isim isim kaydetmeleri için her........

© Evrensel