Merkezin ayağı frende
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 23 Temmuz toplantısında politika faizini yüzde 37’de tuttu. Gecelik borç verme ve borçlanma faizlerinde de değişikliğe gitmedi. Bu karar bekleniyordu. Yine de açıklama metninde yapılan küçük değişiklikler, ekonomi programının geldiği aşamayı ve yönetimin önündeki seçenekleri göstermesi bakımından önemli.
Haziran açıklamasında enflasyonun ana eğiliminin “bir miktar” gerilediği söylenmişti. Temmuz metninde bu iyileşme “sınırlı bir miktar” olarak tarif edildi. İç talepteki zayıf seyrin sürdüğü ifadesinin yerini ise zayıflamanın “belirginleştiği” tespiti aldı. Enerji fiyatları konusunda da yüksek ve oynak seyirden yeniden yükselme eğilimine geçildi.
Merkez Bankası iki gelişmeyi aynı anda kayda geçiriyor. Ekonomik faaliyet daha güçlü biçimde yavaşlıyor, fakat enflasyondaki düşüş bu yavaşlamaya rağmen beklenen hızda ilerlemiyor. Bankanın ayağını frende tutmasının yakın gerekçesi bu.
Kararın politik ekonomisi ise açıklama metninde yazılandan daha geniş.
Daralma programın yan etkisi değil
Merkez Bankası iç talepteki zayıflamayı politika değişikliğini gerektiren bir sorun olarak görmüyor. Talep daralması, dezenflasyon programının işlemesini sağlayan başlıca mekanizmalardan biri.
Resmi metindeki “talep kanalı” ifadesini somutlaştırmak gerekir. Yüksek faiz tüketici kredilerini, kredi kartı kullanımını, konut ve otomobil talebini sınırlandırıyor. Şirketlerin işletme sermayesi ve yatırım maliyetleri yükseliyor. Reel ücretlerin gerilemesi hane halkı tüketimini baskılıyor. İç pazara çalışan işletmelerin satışları zayıflıyor. Enflasyonun düşmesi, bu mekanizmaların yeterince uzun süre çalışmasına bağlanıyor.
Bu nedenle ekonomik yavaşlama programın istenmeyen bir yan sonucu değil. Programın temel araçlarından biri.
TCMB metni bu süreci toplumsal öznelerden arındırılmış bir dille anlatıyor. İç talep kendi kendine zayıflayan bir büyüklük gibi sunuluyor. Oysa talebin zayıflaması, ücretlilerin daha az tüketmesi, borçluların daha yüksek faiz ödemesi ve küçük işletmelerin daha az satış yapması demek. Daralmanın kimler tarafından taşındığı açıklamadan çıkarıldığında, bölüşüm tercihi teknik zorunluluk görünümü kazanıyor.
Aynı durum enflasyonun nedenleri için de geçerli. Metinde enerji maliyetleri, beklentiler ve talep var. Kâr marjları, vergiler, yönetilen fiyatlar ve şirketlerin fiyatlama gücü yok. Enflasyonun kaynakları seçilerek görünür hale getiriliyor. Bunun sonucunda çözüm de önceden belirleniyor: ücretleri ve iç talebi baskılamak, krediyi sınırlamak ve yüksek reel faizi korumak.
Faiz indiriminin önündeki görünmeyen sınır
İç talep belirgin biçimde zayıfladığı halde neden faiz indirilmiyor? Cevap yalnızca aylık enflasyon verilerinde değil. Asıl sınır döviz kuru, rezervler ve dış finansman ihtiyacı.
TCMB açıklamasında rezervler, sermaye hareketleri ve ülke risk........
