Emperyalizmin krizi
ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a karşı başlattıkları saldırılar ve İran’ın yanıtları ile Ortadoğu’ya genişleyen savaşa 8 Nisan itibarıyla ara verildi ve (bu yazı yazılırken) 10 Nisan’da barış görüşmelerinin başlayacağı ilan edildi. Henüz bir savaş muhasebesi yapmak için çok erken. Ancak yine de “Kazanan kim oldu?” sorusu, çoktan en çok tartışılan konu başlıklarından biri oldu.
Bu soruya yalnızca askeri bilanço üzerinden yanıt vermek yanıltıcı olur. Çünkü burada asıl mesele, kimin daha fazla yıkım yarattığı değil, ortaya çıkan tabloyu kimin kendi siyasal hedefleri doğrultusunda şekillendirebildiğidir. İlan edilen iki haftalık ateşkesten sonra, birkaç hafta önce yine bu köşede yazdığım “ABD Kaybederse” başlıklı yazıda soruduğum “ABD bu savaşta hedeflerine ulaşamazsa ne olur?” sorusunun yanıtlarını güncelleyebiliriz. Bugünkü yazıda, bu sorunun yanıtlarına dair bazı gözlemlerimi aktaracağım.
Konuya hegemonya tartışmasından başlayabiliriz. Eğer hegemonyayı ekonomik, finansal ve güvenlik alanları üzerine inşa edilen bir güç olarak tanımlarsak, mesele daha netleşebilir. Üretim ağlarını, parasal ve finansal düzeni, askeri kapasiteyi kapsayan bu güç yalnızca zorla işlemez. Aynı zamanda rıza üretir, kuralları meşrulaştırır, müttefikleri hizalar, rakipleri sınırlar.
Bu açıdan bakıldığında İran savaşı, yalnızca bölgesel bir askeri çatışma değil, ABD hegemonyasının gerilemesine karşı küresel hiyerarşiyi yeniden kendi lehine düzenleme girişimiydi. Fakat ortaya çıkan sonuç, bu girişimin başarılı olmadığını gösteriyor.
Görünen o ki, İran’a yapılan........
