menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünya Bankasının utangaç kalkınmacılığı

63 0
29.03.2026

Dünya Bankası geçtiğimiz hafta önemli bir rapor yayımladı. “Kalkınma için sanayi politikası: 21. yüzyılda yaklaşımlar” başlıklı rapor, teknik bir politika metni olmanın ötesinde, Dünya Bankasının yıllardır savunduğu neoliberal çizgide önemli bir değişime işaret ediyor. 1980’lerden günümüze Dünya Bankası, IMF ile birlikte, Küresel Güney’de yapısal uyum ve istikrar programlarının başlıca uygulatıcılarından biri oldu. Bu programlar aracılığıyla kamu işletmeleri özelleştirildi, emek piyasaları esnekleştirildi, kamunun planlama kapasitesi zayıflatıldı, ekonomik bürokrasinin hareket alanı daraltıldı. Ekonomi politikası da üretim yapısını dönüştürmeye dönük (kalkınmacı) bir araç olmaktan çıkarılıp, piyasa sinyallerini izleyen ve uluslararası sermaye hareketlerine uyum sağlamaya çalışan dar bir çerçeveye sıkıştırıldı.

Yeni rapor, bu dönemin kapandığını açıkça söylemese de, fiilen böyle olduğunu kabul ediyor. Dünya Bankası, 1993 tarihli “Doğu Asya mucizesi” (East Asian Miracle) raporunda sanayi politikasını ekonomi politikasının alet çantasından çıkarılması gerektiğini savunmuş ve seçici müdahaleleri ancak istisnai koşullarda mümkün görmüştü. Bugün ise aynı kurum, eski yaklaşımın artık yeterli olmadığını kabul ediyor. Rapora göre, uzun yıllar boyunca geçerli sayılan büyüme formülü, yani makroekonomik istikrar, kamunun sadece eğitim, sağlık, altyapıya odaklanması ve dış piyasalara açılma, artık tek başına sonuç üretmiyor. Küresel büyümenin yavaşladığı, teknolojik dönüşümün istihdam yaratma kapasitesini aşındırdığı ve korumacılığın yeniden yükseldiği bir dünyada eski neoliberal reçete işlemiyor.

Raporun mesajı net: Sanayi politikası yeniden meşru ve gerekli bir kalkınma aracıdır. Üstelik Dünya Bankası bunu oldukça geniş bir çerçevede tanımlıyor. Sanayi politikası denildiğinde artık yalnızca gümrük tarifeleri ya da sübvansiyonlar anlaşılmıyor. Sanayi bölgeleri, beceri geliştirme programları, pazara erişim desteği, kamu alımları, inovasyon teşvikleri, yerli girdi zorunlulukları ve kur politikası dahil olmak üzere 15 farklı araçtan söz ediliyor. Yani mesele artık “Sanayi politikası gerekli........

© Evrensel