Gazetecilikte ısrarın bedeli!
Gün geçmiyor ki bir gazetecinin, bir yayın organının, TV’nin, haber sitesinin sesi kısılmak, kalemi elinden alınmak istenmesin! Her güne şafak operasyonları ile gazetecilerin gözaltına alınması ile uyanır hale geldik. Belediyelere, diğer kurumlara yönelik operasyonları da atlamadan…
Halk TV’ye şafak operasyonuyla el konulup, yayınlarının durdurulmasından bir gün sonra Türkiye’nin en iyi araştırmacı gazetecilerinden Bahadır Özgür’ün evinin basılıp gözaltına alınması haberini aldık. Bunlardan birkaç gün önce de gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı tutuklanmış, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel de ayaklarına takılan kelepçelerle evlerine hapsedilmişti. Dün sabah da yine ev hapsindeki Murat Ağırel’in evinden gözaltına alındığı haberiyle gözlerimizi açtık.
Neden gazeteciler üzerinde bu kadar baskı?
Türkiye’nin en büyük, ucu iktidara dokunan fon yolsuzluğunun ipliğini pazara çıkardıkları, adalet bakanının sözünü ettiği ama ısrarla açıklanmayan listeyi bir bir deşifre ettikleri, gazetecilikte ısrar ettikleri için…
Bahadır Özgür ile birlikte çalıştık; ilk gazeteciliğe henüz SBF’de öğrenciyken Evrensel’in Ankara Bürosunda başladığını da övünerek söylemek isterim. “Boynuz kulağı geçer” sözünü doğrularcasına Bahadır gazetecilikte aldı başını gitti, ekonomi alanında Türkiye’nin en iyi araştırmacı gazetecilerinden biri oldu. Bahadır da diğer meslektaşlarım da isteseler farklı konumlarda olur, ama gazetecilik vasıflarını da yitirirlerdi. Onlar gazetecilikte ısrar ettikleri, gerçeğin peşini bırakmadıkları için bugün başlarına bunlar geliyor. Tıpkı cezaevindeki onlarca meslektaşımız gibi, tıpkı öncesinde aylarca cezaevinde kalan meslektaşlarımız gibi…
Sanırım birlikte çalıştığımız için, Bahadır Özgür’ün gözaltına alındığı haberini alınca, sanki kendime yapılmış gibi hissettim. Ve aklıma bir eylemde polis amirinin söylediği sözler geldi:
Ankara’da, tarihini tam........
