menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Eylül ürünü düşman üniversite

36 0
13.09.2026

12 Eylül darbesi toplumun siyasi can damarlarını kesmek için yapıldı. Bu damarlardan biri, hiç kuşkusuz, üniversitelerin toplumla olan ilişkisiydi. Cunta ve destekçileri, toplumsal muhalefetin merkezlerinden olan üniversiteleri “komünist yuvaları” olarak görüyorlardı. Bu nedenle üniversitelere çok büyük bir boyunduruk vurmak istediler.

Boyunduruk, yeni bir kurum ve merkeziyetçi bir yasal zemindi. 6 Kasım 1981’de 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu yürürlüğe konuldu; Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kuruldu. YÖK, 12 Eylül darbesinin ilk ve en özgün ürünüydü. Çıkarılan yasayla tüm yükseköğretim kurumları YÖK çatısı altında toplandı. YÖK, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kurum olarak merkezi denetim işlevini yerine getirecekti.

Üniversitelere yönelik köklü ve yapısal saldırı, YÖK sitesinde, “1981 reformu” olarak anılıyor. Bu reformun son halkası özel üniversitelerdi: “Anayasa’da yer alan hükümlere uygun olarak getirilen yeni yasal düzenleme ile kar amacı gütmeyen vakıfların özel yükseköğretim kurmalarına imkan sağlanmıştır.” 

Bu yapısal darbenin ilk somut adımının, bizzat YÖK’ün başına geçirilen Doğramacı tarafından Bilkent Üniversitesi’nin kurulmasıyla atılması rastlantısal değildir. Bilkent Üniversitesi ardından kurulan özel üniversitelerin Türkiye’nin en büyük sermaye sahipleri tarafından kurulmuş olması da.

Özel üniversitelerin kurulmasıyla, üniversitelerde var olan güç dengesi ve demokratik işleyiş tümüyle ortadan kaldırıldı. Tipik bir işletmeye dönüştürülen üniversiteler, patronların yönetimine geçtiler. Öğretim elemanları ve tüm çalışanlar iş güvencesi olmayan emekçilere, öğrenciler ise birer müşteriye dönüştürüldüler. Üniversite........

© Evrensel