menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Reel politiğe çarpan ‘Kurtuluş’ vaadi

41 0
06.03.2026

Emin Alper sineması sınırları net biçimde çizilmiş bir coğrafyada, sınırlı sayıda insanın bir durumla sınandığı dar bir zaman aralığına odaklanır. Bu coğrafyanın sınırlarını kimi zaman bir tepe, kimi zaman bir abluka, kimi zaman dağlar, kimi zaman da bir kasabanın yetki alanı belirler! Bir tür laboratuvar gibi tasarlanan bu mekanlarda yer alan insanlar, mülkiyet, cinsiyet, aidiyet, kan bağı ve iktidar gibi kavramlarla sınanır. Siyaset ve sosyolojinin bu ağır konuları alegorik bir dil, onu besleyen güçlü bir estetik, nabız yükselten ritim ve kimi zaman anlatının zayıf yanlarını perdeleyecek kadar güçlü gerilim atmosferiyle etkileyici filmler olarak çıkar karşımıza.

Bu bakımdan Emin Alper sinemasında karakterler büyük anlatı için birer aparattır çoğu zaman. Aynı zamanda düşman yaratma becerisi ve iktidar arasındaki ilişkiye dair evrensel bir anlatı sunan ilk filmi “Tepenin Ardı” taşra eşrafı ve bürokrasisi arasındaki gerilimi aktaran Türkiye alegorisi sondan bir önceki filmi “Kurak Günler” arasında dolaysız bir bağ vardır. Bu bağ, Emin Alper’in filmlerinin içinden geçerek birbiriyle ilişkilendirir. Siyaset, mülkiyet, cinsiyet ve iktidar gibi ‘soyut’ kavramlar bu laboratuvarda somut hale getirilir ve ete kemiğe büründürülür. “Tepenin Ardı”nı, “Kurak Günler”e bağlayan hat Emin Alper sinemasının tutarlı ve güçlü bir ilerlemesini sağlamıştı ama Berlin’den ödülle dönen son filmi “Kurtuluşş”u kurtarmaya yetmiyor, hatta ayaklarına dolanıyor.

“Kurtuluş” yönetmenin bu iki yapıma en yakın duran filmi öte yandan. Ama bu kez araçsallaştırdığı coğrafya, tema ve seçtiği estetik ciddi sorunlar yumağına dönüşüyor. Emin Alper, belki de bu iki film arasındaki mesafeyi bağlayan çizgiyi dolayımsız olarak düşünüyor. Ama arada geçen yalnızca zaman değil, hem ülke hem de kendi sineması başka yerlere ulaştı. Bu filmlere yüklenen anlamlar da ilk yaratıldıkları dönemki gibi değil üstelik!

Öngörülebilirlik sıkıntısı 

Filmin hikaye aksı ve görsel dünyasının “Kurak Günler” ile karbon kopya olduğunu söylesek abartıya en fazla bir adım uzakta oluruz. Daha açılış sahnesinden başlayıp, finale uzanan bir ten uyuşması söz konusu. İlk yirmi dakika geçtiğinde, gerilimin hangi yöne evrileceğini, finalde nasıl bir zirve yapacağını öngörmek zor değil. Hazeran aşireti halkının galeyan gecesi ile ‘Kurak Günler’in kasaba ahalisinin kalkışmasının neredeyse birbirinin kopyası olması da cabası. “Tepenin Ardı”nın mülkiyete tehdit gibi sunulan ‘soyut düşman’ı aile içinde iktidarı tahkim etmek için çok işlevliydi. Burada ise, kimilerinin yüzünü görsek de film içinde somutlaşamayan tepenin altındaki düşmanın yani Bezarilerin varlığının yarattığı tehdit kağıt üstünde ikna edici gibi görünse de film........

© Evrensel