Bir insan ömrünü neye vermeli: Kadir İnanır
Memleket sinemasının 50 yılına damga vuran bir kuşağın içinde yer almış, 150’yi aşkın filmde rol almış, beyazperdede ve gerçek hayatında onlarca hikaye ortaya koymuş birisinin ardından ne söylesek tam olamayacak. Kadir İnanır’ın kaybının arkasından yazılanlar ve söylenenler bir araya gelse bile yine eksik kalacak. Bu ‘söylenenler’ bahsinin içine sadece olumlu olanları koymuyorum elbette. Olumsuzlar da o torbada. Ama bu çağın bir hastalığı, hadi noksanlığı diyelim, var. Bağlam ve tarihsellik bir yerlere kaybolmuş. Bir insanın tarihinin bir dönemini, onun bütün gerçekliği gibi yorumlama ve mutlaklaştırma eğilimi bu. Halbuki, biz insanoğlu bir yolculuğun içindeyiz ve inişler, çıkışlar, hatalarla ilerleyen bir yol bu. Mesele biraz da sonraki adıma geçmişi nasıl taşıdığımız, nasıl düzelttiğimiz, geleceği bu eylemler içerisinde yeniden nasıl kurduğumuz. İşte Kadir İnanır, geçmişini yüceltmeyi de düzeltmeyi de ustaca başaran, finalde sadece doğru yerde durmanın huzurunu değil, doğru şeyi yapmanın onurunu da beraberinde taşıyan bir isim olarak geçti aramızdan.
Dedik ya, çok zor böyle büyük bir hikayeyi bütünlüklü anlatmak. O yüzden ben gördüğüm Kadir İnanır’ı anlatacağım kısaca. Benim için o, Tüm Türkiye’de olduğu gibi, en çok Türkan Şoray ile anlamlıydı perdede. Yalnızca bizim ülkemizin değil, dünya sinemasında da birbirine bu kadar yakışan, birbirine öyle bakarken bizi de yakan bir oyuncu çifti var mıdır? Emin değilim. “Selvi Boylum Al Yazmalım” bir yana dursun, “Dila Hanım”daki zeybek sahnesinin üstüne sahne azdır türün içinde… Filmde Karadağlı Rıza’nın bütün o olan bitenden sonra kayıtsızca Dila hanıma teslim oluşunu on yıllar sonra gerçek hayatta da yaptığını söylesek abartmış mı oluruz? Sinema bir yandan da ikililer sanatıdır. Birbirini tamamlayan, birbirine yakışan çiftleri görmek isteriz perdede. Bizim sinemamızın birbirine en çok yakışan ikilisiydiler kuşkusuz.
Kariyeri boyunca onlarca yönetmenle çalıştı Kadir İnanır. 1960’ların sonundan 2010’lu yıllara kadar uzanan süreçte ucuz piyasa filmleri, vurdulu kırdılı avantür........
