menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Adı bende saklı arkadaşımla memleket sohbetleri

19 0
12.01.2026

Birkaç gün önce, İzmir’den Geyikli’nin Dalyan köyüne kafa dinlemeye gelen bir arkadaşımı ağırladım. Şansına rüzgarın ve ara ara sağanağa çeviren yağmurun hiç eksik olmadığı günlere denk geldi. O yüzden, gelirken yapmak isteyip de birlikte planladığımız birçok şeyi yapamadık. Yağmur, rüzgar da olsa Dalyan köyünün küçük limanına gittik. Denizdeki şirin balıkçı teknelerinin rüzgarın kabarttığı dalgalar üzerinde zoraki dansının kendisine terapi gibi geldiğini söyledi. Rüzgarın uğultusunu, oturduğumuz şeffaf naylon brandalarla kaplanmış kış bahçesinin çatısında tıptıplayan yağmur damlalarını huşu içinde dinliyordu. Liman manzaralı köy kahvesinde saatlerce daldan dala atlayarak sohbet ettik.

Aslında, bu köşenin okurları olan sizler, arkadaşımı az çok tanırsınız. “İzmir bürokrasisinin önemli bir koltuğunda oturan adı bende saklı bir arkadaş” diye bir iki yazımda bahsetmiştim kendisinden. Adını ve kimliğini belli edecek yönlerini özenle gizleyerek bulunduğu mevki itibarıyla kendisine gelen bilgileri bir şekilde bizimle, yani siz okurlarla paylaşan arkadaşım, sizlerin okuduğu birçok önemli haberin de kaynağı idi.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

Birinde, Eskişehir’de, Porsuk Çayı’nın kıyısında rastlaşmamızı yazmıştım adı bende saklı arkadaşımla. Aslında yaptığı işin, (Eline ulaşan yolsuzluk, hırsızlık, hukuksuzluk belgelerini siyasi atmosferin berbatlığı ve baskısına rağmen basına ulaştırmasının), ne kadar da büyük bir cesaret olduğundan habersiz, kendisini pek bir işe yaramaz hissediyordu o günlerde. Canı gitmesine rağmen hiçbir eyleme katılmıyor, sosyal medyadan uzak duruyor, kendi kabuğunda yaşıyor görünüyordu. Bu nedenle korkaklık yaptığını düşünüyordu ki Porsuk Çayı’na çöken akşam serinliğinde sohbet ederken, bunun doğru olmadığını anlatmaya çalıştım ona. Tüm riskleri alarak yaptığı, cesur ve ülkesini gerçekten seven yurtseverlerin yapabileceği bir şeydi.

Emeklilik dilekçesini verdiği günden bir gün sonra da birlikteydik. Bir sonbahar günü, Menemen’in yaslandığı Dumanlı dağın ortasındaki Çukurköy taraflarında, bir dağ evinde gecelemiş, sabaha kadar bir dünya sohbet etme olanağı bulmuştuk. Güncel gelişmelerdi daha çok sohbet konumuz; O günlerde yeni çıkan Dezenformasyonla Mücadele Yasası’nı (Ki ne kadar da haklıymışız bu yasanın herkesin başına büyük bir bela olacağında), Kaz Dağı tünelleri ile uranyum madeni arasındaki bağı, Bartın da iş cinayetinde yitirdiğimiz işçileri...

Bir keresinde de Göl Marmara’ya gitmiştik birlikte. Hafif ticari aracımızı kuruyan gölün kenarına yanaştırıp, yine yağmurlu bir........

© Evrensel