Bosch’un reklamı ve kurucu annelik
Bosch’un koltuktaki tüyleri toplayan yeni süpürgesinin reklamı tam da anneler günü arifesinde halının altına saklanmış pisliği de havalandırdı. Ortalık toz duman oldu! Reklamdaki kadının köpeğine oğluşum diye seslenmesi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı irrite etmişti. ‘Annelik sadece bireysel değil toplumsal sürekliliğin temelidir. Derin ve kurucu bir değerin iletişim stratejileri uğruna esnetilmesini ve sıradanlaştırılmasını kabul etmiyoruz…’ dedi. Yarım yüzyıldan fazla özel hayatın politik olduğunu öne sürerek ailenin, anneliğin, kadınlığın sosyal süreçlerle ilişkisini irdeleyen kadın hareketinin popülerleşmiş bilincinde bu sözler ancak taze bir yarayı kanatmak anlamına gelir. Dolayısıyla ‘anneliğin derin ve kurucu değeri’nden dem vuran Bakan, halının altında çer çöple birlikte biriken öfke barikatıyla yüzleşmek zorunda kaldı.
Anneliğin kendi doğurduğu çocuklara yöneltilmiş karşılıksız bir bakım emeği hizmetine, bir duygu haline, toplumsal inşa görevine indirgenerek taçlandırıldığı sözel kutsama, hayatın realitesiyle girdiği cenkten her gün onarılmaz bir yara bereyle çıkarken başka türlüsü olamazdı. Sayısız çocuğun MESEM programıyla sanayinin çarklarına çekilerek ucuz emek cehennemi deposunun envanteri haline geldiği koşullara hiçbir anne........
