menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ah, dostum, derdim başka…

11 0
25.02.2026

Yazık oldu Orhan Veli Efendiye… Mesele filan değildi belli ki öyle “to be or not to be” onun için… Lakin görseydi dünyaya geldiği Beykoz’daki üç katlı ahşap köşk satışa çıkarıldı ihtiyaçtan… sızlardı kesin var mıydı bilmem ama nasırları… Ama çekmemiştir ondan bile emeklinin iktidardan çektiği kadar… Zira sahibi bir emekli mühendismiş eski ahşap köşkün… Evrensel Gazetesi şöyle yazmış evin satışa çıkarılma nedenini: Mülk sahiplerinin bakım ve tadilat masraflarını karşılamakta zorlandığı öğrenildi. E… adam Garip akımının öncüsü ne de olsa… Garip de aynı zamanda “Garîbim; / Ne bir güzel var avutacak gönlümü, / Bu şehirde, / Ne de bir tanıdık çehre; / Bir tren sesi duymayagöreyim, / İki gözüm, / İki çeşme.” Tabii doğduğu evin sahibi de bir emekli olunca, şiir tarihinin mabetlerinden olması gereken bu yerin üzerine bir zaman sonra güneş son kez doğacak belki de…

Orhan Veli yaşasaydı satışa çıkarılmasına doğduğu evin belki yine omuz silkerdi zira “Malda mülkte gözü(m) yoktur / Vallahi yoktur” ama güneş olmazdı belli ki derdi… “Sanma ki derdim güneşten ötürü; / Ne çıkar bahar geldiyse? / Bademler çiçek açtıysa / Ucunda ölüm yok ya. / Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten / Güneşle gelecek ölümden?​” …

Ahşap köşklerin hali, emeklinin hali gibidir günümüzde. Çatısı akar, duvarı çatlar, kimse dönüp bakmaz… Yenilenmesi gerekir gel gör ki ona ayrılacak bütçe yoktur… “Bir destek verilse” denir, ama sırada hep başka şeyler… öncelikler hep başka…

Emeklinin derdi de başka, Orhan Veli gibi… “İstanbul'da, Boğaziçi'nde, / Bir fakir Orhan Veli'yim; / Veli'nin oğluyum, / Tarifsiz kederler içinde.” Bahar geliyor, bademler çiçek açıyor ama pazar filesi dolmuyor... Güneş var, ama ev soğuk... Şiir var, ama kira ağır... “Ucunda ölüm yok ya” diyen bir kuşağın ardından, ucunda yoksulluk olan bir yaşlılık bırakıldı emeklilere. Ne ölümden korkuyor emekli ne de yaşlanmaktan; korktuğu en çok ayın sonu… biraz da torunlara harçlık verememek… “Ben ki her nisan bir yaş daha genç, / Her bahar biraz daha âşığım; / Korkar mıyım? / Ah dostum, derdim başka”…

Garip akımının bu büyük öncüsünün doğduğu evin sahibi emekli beyefendinin bugünün Türkiye’sinde evin bakım masraflarını karşılayamaması garip olmasa gerek. Garip olan, bir şairin mirasını satılık ilanına dönüştüren yaşadığımız gerçekliğin kendisidir. Garip olan, bu ülkenin emeklisine “idare et” diyerek, ondan hâlâ fedakârlık beklemesidir. Garip olan yıllarca çalışılarak, üretilerek, diş sıkılarak fedakârlıkların çoktan yapıldığının görülmemesidir. Bugün istenen şey lüks değil; güvenliktir, onurdur, huzurdur. Bir çatının akmaması, bir evin yıkılmaması, bir insanın “yük” gibi hissetmemesidir.

Ahşap köşk satılır; belki beton bir binaya dönüşür. Emekli de yavaş yavaş hayattan çekilir. Ama bu çekilme doğal değildir, emekli hayatın dışına itilmektedir. Geriye kalan şu sorudur: Bir ülke, şairinin evini koruyamıyorsa, emeklisini nasıl korusun?

“Ah, dostum, derdim başka…”

Evet, derdimiz başka. Ve artık o “başka”yı görmezden gelmek ne şiire yakışır ne de hayata.

Şimdi evime girsem bile / Biraz sonra çıkabilirim / Mademki bu esvaplarla ayakkaplar benim / Ve mademki sokaklar kimsenin değil…


© Evrensel