Ülkenin örtülü sömürgeleştirilmesi
Kapitalist ekonomik düzenin işleyiş kurallarının bilinmemesinin maliyeti, geri bıraktırılmış ekonomilerin başat ekonomiler altında örtülü şekilde sömürgeleştirilmesi şeklinde tecelli etmektedir. Kapitalizmin her bir yeni durağını yeni bir mucize gibi algılayarak, tam bir modaya uyma zorunluluğu ile örtülü şekilde ülkelere dayatılan politikalara uyum sağlamanın sonucunun çok da uzun olmayan uygulama süresinden sonra anlaşılması fevkalde acı olabilmektedir. Bunlardan biri geçmişte uygulanan ‘Tarım Destekleme Fonu’ uygulaması ile tarımın çökertilmesi, bir diğeri de kutsal hüküm gibi algılanarak uygulanan neoliberal sistem politikaları ve neoliberal politikaları köklü şekilde ülkemize dayatan 2000 IMF-Derviş politikalarıdır. Bunlara benzer şekilde, Özal döneminde finansal alana savrularak, bir türlü terk edemediğimiz ‘sıcak para’ konforuna yerleşmemiz de ekonomimize yedirilen çok temel kazıklarından birini oluşturur. Bu konuya girmişken, konuyu yarıda bırakmayıp, daha da gerilere giderek, Menderes döneminde dayatılan açık ekonomi politikası ile ticari emperyalizm havuzunda soyulup, 1958 moratoryumunu ilan etme zaruretine sürüklenmemiz, hatta 1960’larda uygulamaya koyduğumuz planlı korumacı politikalara rağmen “montaj emperyalizm” sürecinde soyulmamız da sayılabilir. Geçmiş acıdır, fakat hatalardan ders alınarak tekrarlanmaması için anımsanmaları zihin açıcı olur.
Yordam Kitap, ağustos ayında John Smith tarafından yazılan Banu Yılmaz tarafından harika bir Türkçe ile çevrilen “21. Yüzyılda Emperyalizm: Küreselleşme, Aşırı Sömürü ve Kapitalizmin Nihai Krizi” başlıklı kitabı yayımladı. Paul A. Baran - Paul M. Sweezy Anma Ödülü’nü de kazanmış olan bu eser, sömürülen insan........
