menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Oyunlara sansürün bahanesi 30 yıldır aynı

21 0
07.03.2026

Sosyal medya ve oyunlara dair yaş sınırlamaları da içeren yasal düzenlemeler daha pek çok alanı kapsayan bir torbanın içinde ilgili Meclis komisyonuna sunuldu. Çocuklar ve gençlerin dijital mecralara, sosyal medyaya ve oyunlara nasıl erişeceğini düzenlemek üzere dört madde bulunuyor: 21,22,23 ve 24. maddeler. Kısaca özetleyecek olursak sosyal medya sağlayıcıların 15 yaşından küçük çocuklara hizmet sunması yasaklanıyor, 15 ile 18 yaş arasındaki çocuklara özelleştirilmiş hizmet vermesi ve ebeveyn denetim araçlarını sağlaması zorunlu hale getiriliyor. 5651 sayılı Sansür Kanunu’nun 8/A maddesi kapsamında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde içerik kaldırma süresi 1 saate indiriliyor. Oyun sağlayıcı ve oyun dağıtıcılara ise “usulüne uygun yaş derecelendirmesi”, temsilci ataması, ebeveyn kontrol araçlarını sağlaması, talep edilen her türden bilgiyi sağlaması gibi yükümlülükler getirilirken BTK’ye de oyunları dağıtımdan kaldırma ve oyun içeriklerine müdahale etme yetkisi veriliyor. Bu maddelerin cezai yaptırımları ise para cezaları ve kademeli olarak bant daraltmanın ardından ihlalde bulunan servisin tümüyle erişime engellenmesi.

Çocukları ve gençleri eninde sonunda amaçları kâr etmek olan sosyal medya şirketlerinin ve -en kullanıcı dostu olanlarda dahil olmak üzere- oyun dağıtım şirketlerinin insafına ve öz regülasyonuna bırakmak yeterli değil ama çocukları ve gençleri sansürle ve herkesin kimliklerini denetleyerek korumak da gerçekte mümkün değil. Bu düzenleme herkesin kimliklerini denetlemek zorunda çünkü çocukları ve gençleri çocuk olmayanlardan ayırmanın başka işler bir yolu yok. Herkesin kimliklerini denetlemek verilerimizin eninde sonunda çalınması demek.

Denenmemiş yeni bir fikri tartışmıyoruz. Çin’de benzer bir model on yılı aşkındır uygulamada. Çokça veri sızıntısı yaşandı bugüne dek. Güney Kore 20 yıl önce siber zorbalık gerekçesi ile benzer bir modeli denedi. 2007’de günlük trafiği 100 bini aşan siteler için gerçek kimlikle erişimi zorunlu hale getirmesinin ardından Güney Kore’de veri sızıntıları art arda geldi. Bu sızıntıların en büyüğü olan NateOn/SK Communications sızıntısında vatandaşların yüzde 70’inin kimlik numaraları saldırganların eline geçti. Milyonlarca kullanıcıyı etkileyen sızıntıların ardından 2012’de Anayasa Mahkemesi düzenlemeyi iptal etmek zorunda kaldı. Her iki ülkede de gözlenen bir diğer kullanıcı refleksi ise VPN’ler, daha küçük web siteleri vb. aracılığı ile sınırlamaların olmadığı alanlara doğru kaçışmak oldu. Yasa önerisinin sosyal medyaya dair kısmı açısından durum oldukça net. Daha fazla denetim, gözetim ve sansür için verilerimiz ortaya saçılırken çocukları ve gençleri korumak bu işin aklayıcısı haline getirilmeye çalışılıyor.

Yasa önerisinin oyunlara dair kısmı iktidarın niyetini daha açık bir şekilde gösteriyor. Oyunların yaş derecelendirmesinde PEGI, ESRB ve platformların mevcut sistemleri görmezden gelinerek “usulüne uygun derecelendirme”den bahsediliyor. Nedir bu usul? Sonradan hazırlanacak bir yönetmelik. Nasıl bir yönetmelik çıkacağını son birkaç yılda televizyonlara, çevrim içi yayınlara, web sitelerine, konserlere vb. dair verilen engelleme, yayından kaldırma ve sansür kararlarına bakarak tahmin edebilirsiniz. Temsilci zorunluluğu ve kademeli bant daraltmanın ardından erişime engelleme tehdidi “istenmeyen” oyunları kaldırtabilmeyi garanti altına almak için.

Burada sorulması gereken bazı sorular var.  Bu “istenmeyen oyunlar” hangileri mesela? “Aile ve toplumun değerleri…” diye başlayacak cümlelerle hangi oyunlar engellenecek? Yaş değerlendirmesi kriterleri açısından objektif kriterler mi söz konusu olacak yoksa iktidarın kültür sanat alanını kendi ideolojisine uygun olarak şekillendirmeye dair ihtiyaçları mı?

Dünyada oyunları çeşitli şekillerde sansürlemeye dair girişimler ’90’lı yıllardan beri denendi, deneniyor. Henüz işe yarayan bir örnek çıkmadı. 1997’de önemli mekaniklerinden biri aracınızla yayaları ezmek olan Carmageddon oyunu piyasaya sürüldüğünde çocuklar için fazla şiddet barındırdığı iddiasıyla Brezilya’da yasaklanmış, İngiltere’de yaş derecelendirmesi verilmemiş, Avustralya’da 15+ olarak sınıflandırılmış, Almanya’da ise yayalar zombilerle değiştirilip kanın rengi yeşile çevrilerek yayımlanabilmişti. Carmageddon’un yasaklandığı ya da sansürlendiği ülkelerdeki oyuncuların en azından bir kısmının oyunun sansürsüz versiyonuna ulaştığı kesin. Sansürlü ya da sansürsüz Carmageddon oynadığı için yayaların arasına aracıyla dalan da olmadı.

Şimdi bu yasa tasarısı tartışması vesilesiyle iktidara yakın medya oyunların ne kadar “canavarca” şeyler olduğunu anlatan haberler yapıyor. Bu yasa tasarısı oylanmaya yaklaştıkça daha da fazlasını göreceğiz. Ülke gençliği ve çocuklarının içine düşürüldüğü karanlığın ve çıkmazın sorumlusu oyunlar değil. Ancak oyunlar endişeli ebeveynlerin endişelerinin kolayca sömürülebileceği bir propaganda alanı. Son yıllardaki çalışmaların oyun oynama ile iyi olma hali arasında küçük de olsa pozitif bir ilişkiye işaret ettiğini ve aşırıya kaçan oyun oynama eğilimlerinin gençlerin hayatlarındaki başka problemlerden kaynaklandığını tekrar tekrar hatırlatmak gerek.


© Evrensel