Devlet, nafaka, kadınlar…
4 Haziran 2026 tarihinde verilen Anayasa Mahkemesi kararı ile Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına dair “süresiz olarak” ibaresi oy çokluğuyla iptal edildi. Bu karar yıllardır kadınların nafaka hakkının gasbına yönelik meselenin önemli bir aşaması anlamına geliyor. Kadınların nafaka hakkına saldırı kronolojisine baktığımızda 10 yıllık bir tablo ortaya çıkıyor;
TBMM bünyesinde 2016 yılında kurulan ve adı kamuoyunda kısaca “boşanma komisyonu” olarak bilinen komisyonun yayımladığı yaklaşık 500 sayfalık rapor, ülkede kadınlara yönelik hukuki pek çok saldırı gibi nafaka tartışmalarını da kurumsal ve yasal boyuta taşıdı. Komisyonun raporunda nafaka tartışması, “Evlilik kurumuna zarar veren” ve “Boşanma sonrası çatışmaları uzatan” bir unsur olarak ele alındı ve hukuki değişiklik önerildi. Sonuç olarak komisyon, nafakanın belirli kriterlere göre süreye bağlanmasını önerdi.
Boşanma komisyonu raporunun boşanmaların zorlaştırılmasından, aile ara buluculuğuna pek çok noktada “hakların gasbı el kitabı” niteliğinde olması özelliği nafaka saldırısının başlangıcı olmasını da gerektirir elbette. 2016 yılındaki bu Meclis raporu, o dönem yasalaşmamış olsa da sonraki yıllarda Adalet Bakanlığının hazırladığı yargı paketlerine ve en nihayetinde 2026 yılında Anayasa Mahkemesinin “süresiz” ibaresini iptal etmesine giden hukuki ve siyasi yolu döşeyen en önemli metin oldu diyebiliriz kolaylıkla.
AKP iktidarının orta ve uzun vadeli hukuki yol haritasını çizen resmi bir politika belgesi olan yargı reformu strateji belgesinin ilki 2009’da, ikincisi 2015’te açıklandı. Bu belgelerin nafaka tartışmalarını doğrudan gündeme alan en önemli versiyonu, mayıs 2019’da Cumhurbaşkanı tarafından........
