Erzincan, Marmaris ve Polen Ekoloji vesilesiyle: doğa, sınıf ve kapitalizm
Çevre meselesi genelde bir orta sınıf kaygısı olarak anlaşılır. Erzincan’ın İliç ilçesinde 13 Şubat 2024’te yaşanan işçi katliamının yıl dönümü, 2026’da çevreci düşmanı bir kampanyaya denk geldi. Bu vesileyle, hakim algıyı sorgulayalım.
İşçilerin genel, uzun vadeli, toplumsal, sınıfsal çıkarları kadar sektörel, kısa vadeli, bireysel, sınıf-dışı çıkarları da var. Birinci grup çıkarlarla ikinci grup çoğu zaman çelişir. “Sınıf siyaseti,” bunları mümkün olduğunca bir çizgide toplamak ve diğer ezilen kesimlerin çıkarlarıyla buluşturmaktır.İşçi sınıfının kurtuluşu, doğanın (tek değil ama) en büyük düşmanı olan kapitalizmin sonu gelmeden mümkün değildir. Kapitalizm işçileri hem iş yerindeki “kaza” ve zehirli maddelerle, hem de mahallelerini atık alanlarına çevirerek sürekli tehdit eder. Buna bir de (kapitalist koşullarda) insan emeği ikame etmek için yapılan atılımların genelde doğa düşmanı da olduğunu, dolayısıyla hem çevreyi hem işçileri tahrip ettiğini ekleyelim. İnsanlığın faydasına kullanılabilecekken, daha ziyade işsizliğin arttırılması için kullanılan yapay zekanın getireceği ekolojik yıkım bunun en son örneği.
Uzun vadede işçilerin genel olarak kurtuluşu, ancak doğayı doğayla denge içinde dönüştürecek bir sistemin kurulması ile mümkün olabilir. Yoksa iş cinayetleri ve zehir, işçi yaşamının “doğal” parçası olarak kalacaktır. Fakat kısa vadede -özellikle de sektörel ve bireysel olarak- işçilerin çıkarları doğayı katleden sermayedarlarla kesişebilir. Ya........
