menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gündem olamayan önemli bir haber!

33 26
20.02.2026

Kürt sorununa dair bir yıldan uzun süredir, asıl olarak “kurucu önderler” arasında yürütüldüğü her kritik anda yeniden ortaya çıkan süreçte, “yeni aşama”ya geçiliyor. En azından öyle olması bekleniyor. Çünkü sürece bir şekil verip öneri geliştirsin diye kurulan Meclis komisyonu oy çokluğuyla bir “ortak rapor” kabul etti. Öncesinde beklentinin büyük olduğu raporda muhalefet tarafının ‘şerhleri’ne rağmen verdiği evet oylarıyla 47 kabul, 1 çekimser ve sosyalist partilerin 2 ret oyuyla kabul edildi. Kabul edilen raporun en çok öne çıkan ‘iyi’ tarafı ise Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının “Eksiksiz ve etkin şekilde uygulanması” oldu. İktidar mensubu vekiller, “iktidar Anayasa Mahkemesinin kararlarına uysun” demiş oldu böylece. Bu çok net bir ‘talep’: Memleketin 40 yıllık en önemli meselesini çözmek için oluşturulan komisyondaki iktidar temsilcileri 65 yıldır yine aynı memleketin en üst yargı organı olan, ‘yüksek mahkemenin kararlarının ‘eksiksiz ve etkin’ uygulanması gerektiği fikrinde, onu talep ediyor yani! Ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için de aynısı geçerli, o da önemli, o kararlar da ‘Eksiksiz ve etkin uygulanmalı’ imiş… 35 yıldan uzun süre önce “Yerel yargımız bu mahkemenin aksine karar almayacak” sözü verilen uluslararası bir ‘yüksek mahkeme’dir burada da sözü edilen…

AYM ve AİHM kararları denince akla hangi dosyalar geliyor en çok? Selahattin Demirtaş? Can Atalay? Osman Kavala? Tayfun Kahraman? Çiğdem Mater? Onlar için verilen, beraat, serbest bırakma, hak ihlali kararları?

Ve onlar gibi niceleri… Bir, iki değil ki...

Peki yarın, 19 Mart 2025’ten bu yana gözaltına alınıp tutuklanan belediye başkanları için AYM’de ve AİHM’de alınması muhtemel yeni kararlar? Ekrem İmamoğlu için? Resul Emrah Şahan için? Bir yıl önce bu zamanlar belediye başkanı iken şimdi ‘hasta tutuklu’ya dönüştürülen Murat Çalık için? Başta CHP olmak üzere muhalefeti bu rapora ‘ortak’ eden yerler işte buralar denebilir. Az şey mi? Bir devletin ilgili ‘merci’leri o devletin kurduğu en yüksek mahkemenin kararlarına, altına imza attığı uluslararası sözleşmelerin gereklerine uyacak! Bu durumda da demokrasi gelişecek… İktidar vekillerinin dahi komisyondaki kabul oylarıyla talep ettikleri budur. Kimden talep ediyorlar o da bellidir. 16 aydır devam edegelen ‘süreç’le ulaşılan demokratikleşme noktası şu aşamada bu…

Ve herkes biliyor ki iktidar eliyle ülkenin adım adım taşındığı bir ‘büyük değişim’ sürecinin yeni aşamasına gelinmesi söz konusu aslında. ‘Kürt süreci’ de bu büyük değişim sürecinin kilit taşı yapılıyor. “Terörü de çözen iktidar” belki sonra “yeni anayasa”yı da yapan? Yeni/yeniden iktidarlaşma süreci böylece örülüyor. Hedef belli: Bir dönem daha ve olabilirse sonra bir dönem daha iktidar.

Bir meslektaşımız önceki gün sohbet sırasında, “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”na ve raporuna dair haberlere bakıp, “Burada yazılanlar iktidarın seçim vaatleri olur!” yorumunu yaptı. İktidarın da muhalefetin de halkların, emekçilerin, kadınların, gençlerin karşısına çıktıklarında ‘yok’ diyemeyeceği güzel vaatler... Seçilen belediye başkanı görevden alınırsa yerine kayyım atanmasın da belediye meclisinde seçim yapılsın denmiş, az mı? Kim buna ‘hayır’ diyebilir ki? Ancak epeydir ‘normal’lerde değiliz. O yüzden raporda ‘talep’ olanların, seçim öncesi ‘vaat’leşmesine kimse şaşırmaz, şaşırmamalı. Yeter ki, ‘algısal’ ve ‘kavramsal’ risklere girilmesin. “40 yıldan uzun süren çatışmalı sürecin sonunda” olacak olana ‘barış’ denmesin ama herkes bilmesi gerektiği kadar ve bilmesi gerektiği gibi bilsin ki ‘terör bitti.’ ‘Umut hakkı’ denilmesin ama herkes bilmesi gerektiği kadar ve gerektiği gibi bilsin ki AYM ve AİHM kararları “uygulanabilir”…

Komisyon raporunun kamuoyuna açıklanıp oylandığı 18 Şubat günü en azından o kadar önemli bir başka haber daha vardı. Bütün bu anlattıklarımızı da kapsayan çok önemli bir haber. Gündemi sosyal medya belirlediği ve herhalde orada da pek fazla hafıza olmadığından herhalde geldi geçti: Aynı gün ‘kent uzlaşısı’ davasında tutuklu kimse kalmadı. Beyoğlu Belediye Meclis Üyesi Turabi Şen ve Sancaktepe Belediye Meclis Üyesi Elif Gül’ün tahliyesi ile birlikte, başta İstanbul olmak üzere son yerel seçimi muhalefete kazandıran ittifak modeli böylece tutukluluktan kurtulmuş oldu. 16 ay önce tam da şimdi artık ‘ortak bir raporu’ olan süreç başlarken, Türkiye’nin en yüksek nüfuslu ilçesi Esenyurt’u üstelik oyların yarısını alarak kazanan Ahmet Özer’in gözaltına alınıp tutuklanmasıyla başlamıştı soruşturma. Şimdi artık adalet bakanı olan Akın Gürlek’in başsavcılıktaki ilk dosyasıydı. Mahir Polat’ın, Resul Emrah Şahan’ın, Ebru Özdemir’in tutuklanmasıyla devam edildi. Günlerce, haftalarca, aylarca propagandası yapıldı “terör ittifakı ortaya çıktı” diye. Ve komisyonun raporunu bitirdiği gün bu dosyada tutuklu sanık kalmadı. Halkın oylarıyla seçim kazanmış insanların, ailelerinin, çalışma arkadaşlarının, hepsinden öte seçmenlerinin çektikleri, halen de çekmekte oldukları ne oldu?

Ahmet Özer’in kızı ve avukatı Seraf Özer’in geçen ay babası hakkında verilen 6 yıl 3 aylık hapis cezası sonrasında söyledikleri geliyor akla: “Hiçbir davada bu kadar lehe deliller varken ve bir kişi hakkında suçluluğunu ispat edecek tek bir delil dahi dosyanın içerisine girmemişken bir mahkumiyet kararı verildiğine ilk kez şahit oluyorum. Ne yazık ki bugün burada verilen karar, hukuk tarihine kara bir gün olarak geçmiştir.”

Hukuk tarihine geçen yeni ‘kara günler’ olmaması iktidar için yeni hedeflere ilerlemeye çalışırken pazarlık konusu edilecek bir mesele olabilir. Her şeye rağmen ve halen nihai sonucu muhalefet tarafında ne yapılacağı belirleyecek. Ama nasıl? Devam edeceğiz…


© Evrensel