Türk tipi diktatörlük
Seçimlere dayanan ve “çok partili demokratik parlamenter sistem” denilen rejim bitti mi? CHP’ye karşı mahkemenin verdiği mutlak butlan kararı ve sonrasındaki gelişmeler bu soruyu ve sorunu ülke politikasının tam orta yerine boylu boyunca atmış durumda. Bu sistemin henüz bitmediğini, ama içi boşaltılan, istendiği gibi kurgulanabilecek olan bir kabuk haline geldiğini söylemek mümkün.
“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” denilen sisteme geçişle birlikte zaten parlamento etkisiz bir kurum haline gelmişti. Şimdi ise mahkeme kararları seçme ve seçilme hakkını, partilerin yönetimlerini, nasıl yönetileceklerini belirler hale geldi. Seçimler konusundaki tek yetkili olan YSK de artık devre dışı. Bu düzenin kurumları tarafından verilmiş hiçbir resmi belgenin artık bir hükmünün kalmadığını, istendiğinde yok sayılabileceğini gelişmeler kanıtlamış durumda.
Bu düzen, tepesinde tek adamın bulunduğu Saray rejimi tarafından kuruldu ve yönetiliyor. Bunun uluslararası dayanaklarını Trump yönetiminden, emperyalist sistemin bugün içinden geçmekte olduğu sürecin özelliklerine dayanarak açıklamak olanaklı. İç dayanaklarını ise iş birlikçi tekelci burjuvazinin önemli bir kesimi, tarikat ve cemaatler, giderek daralan bir halk desteği ile açıklamak olanaklı. Kurulan bu sistem; seçimler olsun ama sonuçları kurulan bu düzene aykırı olmasın, partiler olsun ama dişe dokunur bir muhalefet yapmasın ve yönetimleri mahkeme kararları ile değiştirilebilsin, akıllarına bir gün devleti ve ülkeyi yönetmeyi getirmesinler, parlamento olsun ama görevi denetleme ve sorgulama olmasın, sadece önüne konulan yasaları bir noter gibi onaylasın, yerel yönetimleri halk seçsin ama istendiğinde buralara kayyım atansın, ülkede bir demokrasi görünümü olsun ama demokrasinin kırıntısı bile olmasın anlayışı ve sistemi ile tanımlanır durumda.
Durum buysa, ‘Peki ama bu ülke böyle........
