Suriye Türkiye’nin sömürgesi mi?
“Sırtını ABD’ye, İsrail’e, Avrupa’ya dayayanlar için tarih bitti, yol bitti.” Yeni Şafak’ın Karagül’ü çarşamba günü böyle yazmış. Ama orada durmamış İsrail, Yunanistan’ı, Kıbrıs’ı, adaları, Somali’yi ve diğer sorunlu denilen bölgeleri de bir kalem darbesi ile halletmiş. Bunları coşkuyla yazmasının nedeni ise tahmin edileceği gibi Suriye’de son günlerde yaşanan gelişmeler. Ama yaşananlardan coşku duyan sadece bu şoven dinci değil. Cumhuriyet gazetesinin, Sözcü’nün sosyal şoven laikçi ulusalcıları da ülkenin diğer tüm gericileri gibi aynı kervana dahil olmuş durumda. Cihatçı Colani bir anda Cumhuriyet’in bu yazarlarının karşısına çıksa, “Suriye’de Kürt meselesini çözen adam” olarak sarılacaklar! Bunlara, “Saray rejimi ile ne çabuk aynı zeminde buluştunuz” diye sormak boşuna.
Saray rejimi doğrudan ve hiçbir diplomatik teamüle aldırış etmeyen bir biçimde Suriye’de olup bitenlerin içinde. Son olarak Erdoğan kendilerinin “Kürtlerin hamisi” olduğunu iddia etti. Suriye adeta Türkiye’nin sömürgesi ve orada nasıl bir yönetim kurulacağını, Kürtlerin kazanılmış haklarının nasıl gasbedileceğini, Kürtlere nasıl davranılacağını doğrudan kendisi belirliyor. Ama bu belirleme, kendi gücüne, yeteneğine, kapasitesine dayanmıyor. En başta ABD emperyalizmine, onun bölgesel çıkarlarına ve stratejisine biat etmeye, İsrail’in taleplerini karşılamaya dayanıyor. Yeni Şafak yazarı, “Sırtını ona -ABD- dayayanlar için tarih bitti, yol bitti” derken, ülkeyi yönetenlerin sırtlarını nereye dayadıklarını, nerede “meşruiyet” aradıklarını görmüyor olabilir mi? Görmediği söylenemez, çünkü bölgedeki politik dengelerin değiştiğini, eski dengelerin tarih olduğunu, yeni dengeler oluştuğunu yazarken gelişmelerin nereden kaynaklandığını itiraf ediyor. Bu nedenle ABD ve........
