İtalyan Lisesi grevi
İtalyan Lisesindeki öğretmen ve çalışanlar 2 Şubat’tan bu yana grevde. Kamudaki öğretmenlerin kısa süreli grev, iş bırakma geleneği olsa da bu denli uzun soluklu özel okul grevi birçok bakımdan bir ilk. Ve bunun da etkisiyle grevci öğretmenler sendikal haklara bakışın tüm olumsuzluklarıyla karşı karşıya.
İtalyan Lisesindeki sendikal örgütlenmenin başlangıcı çok eski değil. Sorunlar ve çözüm arayışları 2021 yılına dayansa da sendikal örgütlenme geçtiğimiz yıl nisan ayında başlamış. Çoğunluğun Tez Koop-İş Sendikasında örgütlenmesi, klasik işveren tutumuyla karşılanmış. İşveren sendikayı tanımak istememiş. Öğretmenlere istifa için baskı yapmış, yetkiye itiraz etmiş. Nihayet bunların hiçbirisinden sonuç alamayınca geçtiğimiz ağustos ayında TİS masasına oturmak zorunda kalmış.
İtalyan Lisesi Müdürlüğü, TİS masasında da uzlaşmaz tutum sergilemiş. Sendika anlaşma sağlanamayan TİS sürecinin zorunlu bir sonucu olarak grev kararı alınca, grev oylaması yoluyla grevi engellemeye çaba göstermiş. İşveren, oylamayla “greve hayır” çıkartmayı başaramayınca 2 Şubat 2026’da 14’ü öğretmen olmak üzere sendika üyelerinin grevi başladı.
Bakanlığın grev kırıcılığı denemesi
İşverenlerin sendika hakkına, TİS hakkına, grev hakkına saygı duymalarını beklemek saflık olur. Sermayedarların menfaatlerinin geliştirdiği sınıfsal refleksleri her somut grevde devreye girer ve grev kırıcılığına soyunurlar. İtalyan Lisesindeki grev kırıcılığı ise sadece işverenle sınırlı kalmadı. İstanbul Valiliği ve Milli Eğitim Bakanlığı, bakan yardımcısı oluru ve MEB Özel Öğretim Kurumları genel müdürünün 5 Mart 2026 tarihli resmi yazısıyla grev kırıcılığına soyundu. Geçici görevlendirme yoluyla, grevdeki 14 öğretmenin yerine, 14 öğretmen görevlendirdiler. Grev kırıcılığına Anayasa’nın 42’inci maddesinde düzenlenen eğitim öğretim hakkı ve Çocuk Hakları Sözleşmesini alet etme ikiyüzlülüğünü yaptılar. Milyonlarca çocuk parasız, nitelikli eğitim hakkını kullanamazken, özel bir yabancı lisedeki grevi kırmak için “Kimse eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz” düzenlemesini hatırlattılar.
Grev hakkı yarıştırılamaz
Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve diğer uluslararası sözleşmelerle düzenlenen temel haklar birbirleriyle yarıştırılamaz. Meseleyi yarışan hak olarak ele alırsak, eğitim iş kolunda, özel okul dahi olsa sendika, TİS ve grev hakkı dolayısıyla sendika hakkı kullanılamaz. Grev yasağıyla dolu yasaya göre bile eğitim iş kolunda ve özel okullarda grev yapılabilir. Ama Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 68. maddesi açıkça “işverenlerin, grevci işçilerin yerine, grev süresince sürekli ya da geçici olarak başka işçi alamayacağını, başkalarını çalıştıramayacağını” emredici bir hüküm olarak düzenlemiştir. Yani MEB’in geçici görevlendirmesi grev kırıcılığıdır ve bu görevlendirme yasaya aykırıdır.
Neyse ki görevlendirilen öğretmenlerin büyük bölümünün çalışmayı kabul etmemesi, Bakanlık eliyle girişilen grev kırıcılığı hamlesini boşa düşürmüştür.
Mesele ücret değil sendikal hak
Grevin kararlılıkla devam etmesi, resmi grev kırıcılığı teşebbüsünün etkisiz olması üzerine, taraflar yeniden masaya oturdu. Sendikanın açıklamasına göre, İtalya devleti yetkilileri ve okul müdürü ile 26 Mart 2026’da konsoloslukta yaptığı görüşmede ücret ve temel konularda anlaşma sağlanmış durumda. Ancak işveren TİS’i imzalamaktan kaçınıyor. Anlaşılan konuları, ücreti içeren, ancak “Hiçbir surette toplu iş sözleşmesi niteliği taşımadığı”, “Taraflar bakımından kolektif nitelikte herhangi bir hak veya yükümlülüğün kaynağını da teşkil etmeme” şerhi içeren bir metnin imzalanmasını ve grevin kaldırılmasını dayatıyor.
Bu metin imzalanırsa ve toplu iş sözleşmesi imzalanmadan grev kaldırılırsa sendikanın yetkisi düşecek, akabinde TİS imzalama hakkı da olmayacak. Öğretmenler kolektif haklarını kullanamamış, tek başlarına işverenin insafına terk edilmiş olacaklar. Grev kırıcılığına teşebbüs eden MEB, Çalışma Bakanlığı ise yasal haklarını kullanan öğretmenlerin hakkı için tek bir girişimde dahi bulunmuyor.
Eğitim hakkını engelleyen kim?
Grev, ilgili iş kolunda hizmet alanları bu hizmetten mahrum bırakır. Grevin etkisi, grevin gücü bundan kaynaklanır. İşverenler ise hizmet alanları kışkırtarak grevcilere karşı düşmanlaştırmaya çalışır. Buna kapılmamak gerekir. İtalyan Lisesi velileri, kendilerini yanlış yönlendiren İtalyan Lisesi Müdürlüğünün, Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin davranışlarını sorgularsa, çocuklarının eğitim hakkını kimin engellediğini anlayabilirler.
Grevin devam etmesinin nedeni, parasal konularda anlaşılmasına rağmen, öğretmenlerin sendika ve TİS hakkını tanımayan lise yönetimi ve İtalyan devletidir.
Son not; Özel İtalyan Lisesinde devam eden grevi sadece 14’ü öğretmen 23 kişinin grevi olarak görmemek gerekir. Grevin başarısı, “beyaz yakaların” da kolektif hak bilincinin, örgütlenme isteğinin gelişmesine katkı sağlayacak ve tüm işçilerin hanesine yazılacak bir kazanım olacaktır.
