Milyonerler ve yoksullar!
Burjuvazinin dedikodu kumkumasında pişirilmesine rağmen birbirleriyle boğazlaşmadıkları sürece dışa vurulmaması için özel çaba gösterilen kapitalist yağmanın devasa büyüklüğü, devlet üst bürokrasisi mevzilerini kullanarak zenginler sınıfının üst basamaklarına yükselenlerin iç çatışmaları dolayısıyla-ya da o sayede- alenileşmeye başladı. Henüz mali finansal dalaveralarla, arazi-liman-maden sahası kapatmalarla, devlet kurumları ihalelerinden alınan paylarla büyük rant vurgunları sağlayanların daha büyükleri arz-ı endam etmemiş olsalar da, kanalizasyon kapaklarından bazısı açılmış bulunuyor. Gazetelerde ve televizyon kanallarında, Binali Yıldırım’ın 480 milyon Euro servete sahip olduğu; 17 şirket, 30 gemisinin bulunduğu, Saray rejiminin kimi etkin temsilcileriyle ve Ağar gibi başkalarının servetine çökme haberlerinin meşhur figürleriyle aralarının bozulması sonucu bu servetin bir bölümünü kaybettiği, diğer her şeyi ise eşinin üzerine tapuladığı söyleniyor. Bülent Arınç’ın bir vakitler, Ankara’yı “parsel parsel satmak”la suçladığı ve şüpheli sıfatıyla savcılık tarafından ifadeye çağrılan Melih Gökçek’in milyarlarca dolar dövize ve onlarca gayrimenkule sahip olduğu; oğlu ve gelininin Almanya ve bazı diğer Avrupa ülkelerinde yüz milyonlarca Euro değerinde binalar ve ticaret merkezleri satın alma operasyonları yürüttükleri açıklandı.
Bunlar, yüzlerce örneğinden sadece ikisi; ama son 25 yıllık süreçte, bütün önceki dönemleri, toplamında da devasa boyutlarıyla aşan zenginleşme örnekleri görüldü. Sadece, büyükleri başta olmak üzere kurulu sermaye şirketleri, emek gücü sömürüsünden sağlanan artı değere el koyarak sermayelerini çoğaltıp servetlerini büyütmediler. Devlet organlarını-kurumlarını kullanma olanağına sahip olanların, konumlarını ve ilişkilerini dayanak edinerek zenginleşmelerinde de önceki dönemlerle kıyaslanamaz boyutlara ulaşıldı. Gazetelerin arşivleri bunların haberleriyle doludur. Uyuşturucu ticaretine adı karışan, suç üstü yapılan, altın kaçakçılığı yapan, ayrıcalıklı araçlarıyla kaçakçılık........
