‘Organize soygun’!
Abdülkadır Selvi, “Fon rezaleti değil organize soygun” başlıklı bir yazı yazdı. Soygunun denetleyici sistem kurumlarındaki yüksek maaşlı üst bürokratların gözü önünde gerçekleştirildiğini, Sabah ve Yeni Şafak yazarlarından bazıları da kabullenmek ve söylemek zorunda kaldılar. Bunun bir yanında, Saray rejiminin iç çelişkilerinin etkisi, diğer yanında vurgunun Erdoğan iktidarı üst bürokratları alanında gerçekleşmiş olması bulunuyor. Her ne kadar 455 bin kişi olduğu söylenen “oyuncu mağdurlar” cephesinden sokağa-alana yansıyan bir fiili eylem olmadıysa da, uygulanan ekonomi politikasının yoksulluğa, açlığa ve işsizliğe daha fazla sürüklediği milyonlarca insanı “infiale sürükleme potansiyeli taşıyan” bir gelişme olarak fon vurgununun, zaten birikmiş olan tepkileri daha da artırdığı besbellidir.
Selvi gibi, başından beri Erdoğan-Saray-AKP medya savaşçısı görevi üstlenmiş biri dahi şöyle yazıyor: “Borsada faaliyet gösteren yüzlerce fon varken Tera, Pusula gibi fonlar organize bir şekilde yükseltilmiş. Tera ve Pusula fonlarında 1-16 Eylül tarihleri arasında 440 kişi toplam 401 milyarlık şüpheli fon satışı yapmış. Bunun adı fon krizi değil, fon soygunu.”
Doğru, bu bir soygundur ve miktar 1 trilyon sınırlarına dayanmış görünmektedir. Gürlek, 214 bireysel ve tüzel katılımcının 187 milyar götürdüğünü açıkladı. Selvi soruyor: “ Peki bu soygun yapılırken borsa yetkilileri ne yapmış? SPK hangi önlemleri almış?” ve ardından da borsada herşeyin anında izlendiğini belirterek, “Borsada ünlü bir söz vardır, köpek havlamadıysa hırsız tanıdıktır” diye yazıyor! Sonra da, başkanı, Erdoğan imzasıyla İstanbul Borsasının yönetim kurulu üyeliğine de atanmış olan DDK’nın bu işi çözmesi beklentisiyle ve tabii ki her zaman olduğu ve hemen tüm Saray rejimi destekçilerinin sürdürdükleri üzere “Reis”i tüm bu işlerin dışında gösterek, ulaşılması gereken asıl........
