İç Eğitmenler Neden Kurumların Yeni Öğrenme Stratejisi Haline Geliyor?
Kurumsal öğrenme alanında son yıllarda yaşanan dönüşüm, yalnızca eğitim yöntemlerinin değişimi ile sınırlı değildir. Bu dönüşüm, öğrenmenin organizasyon içindeki rolünü ve konumunu yeniden tanımlamaktadır.
Bugün organizasyonlar için temel mesele artık bilgiye erişim değildir. Asıl mesele, bilginin ne kadar hızlı öğrenildiği, ne kadar kalıcı olduğu ve ne ölçüde iş sonuçlarına dönüştüğüdür.
Bu noktada iç eğitmen yapıları, kurumların öğrenme stratejisinde giderek daha merkezi bir rol üstlenmektedir.
Problemin Kendisi: Eğitim Var, Etki Yok
Küresel ölçekte yapılan araştırmalar, kurumsal eğitim yatırımlarının önemli bir kısmının beklenen etkiyi yaratmadığını göstermektedir.
· Çalışanlar, öğrenilen bilginin yaklaşık p’ini 24 saat içinde unutabilmektedir.
· 1 hafta sonunda bu oran ’a kadar çıkabilmektedir.
· 30 gün içinde öğrenilen bilginin ’e yakını kaybolabilmektedir.
Bu veriler, öğrenmenin doğasına dair kritik bir gerçeği ortaya koymaktadır: Tek seferlik eğitimler, kalıcı öğrenme yaratmaz.
Daha da çarpıcı bir veri paylaşacak olursak McKinsey verilerine göre çalışanların yalnızca %’i eğitimlerin performanslarını anlamlı şekilde artırdığını düşünmektedir. Bu tablo, kurumsal eğitim yaklaşımının yeniden düşünülmesini zorunlu kılmaktadır.
Öğrenmenin Doğası Değişti
Yapay zekâ bilgiye erişimi hızlandırdı; öğrenme sürekli ve akış bazlı hale geldi; öğrenme deneyimi, içerikten daha kritik hale geldi ve kalıcılık, sistem tasarımı gerektiriyor.
Bu değişim, klasik eğitim modelini yetersiz hale getirdi. Çünkü öğrenme artık sınıfta başlayan, eğitimle biten ve içerikle sınırlı kalan bir süreç değildir. Öğrenme artık iş içinde, sürekli, sosyal ve deneyim temelli bir yapıya........
