Biz Kimiz?
Türkiye, bugün hâlâ kendi kimliğini arayan bir ülke… Yüzyıllardır farklı medeniyetlerin, kültürlerin, inançların kavşağı olmuş bu topraklarda, toplumsal hayatın ritmi hem çok tanıdık hem de şaşırtıcı derecede değişken...
Gelenekle modernite arasında yaşadığımız gerilim, aslında ülkemizin en güçlü dinamizmini oluşturuyor. Ancak biz, bir türlü bunun farkına varamıyoruz…
Evet değişim önemli, elbette değişelim… Fakat o kadim zengin geleneğimizden kopmadan değişmemiz mümkün olamaz mı?
Batı medeniyeti ile kıyaslandığında, Türkiye’de aile bağları, mahalle kültürü, bayramlar, folklorik değerler hâlâ canlı.
Yalnız şu gerçek de gün gibi ortada…
Genç kuşakların sosyal medyayla dünyaya açılması, onları evrensel kültürün içine doğru hızla çekiyor…
Bazen geleneksel değerlerden de beslenen bu popüler kültür, kimi zaman kültürel çatışmalara, kimi zaman da yaratıcı sentezlere yol açıyor…
Anadolu’nun bir köyünde “Youtube” yayıncısı olmak isteyen bir genç… Ya da bir metropolde Mevlana’dan alıntılarla rap şarkı yazan bir sanatçı, bu sentezin somut örneklerinden...
Öte yandan, sosyal yapıya bakıldığında ise derin bir kutuplaşmanın varlığı inkâr edilemez…
İnsanlar çoğu zaman “biz” ve “onlar” üzerinden düşünmeye teşvik ediliyor. Bu ayrışma siyasetten gündelik hayata, sanattan spor tribünlerine kadar sirayet ediyor... Endişe verici olanı da aynı dine........
