Vefatından 15 sene sonra bir siyasal lider olarak Necmettin Erbakan portresi
Tam 15 sene önce, 2011 yılında ve 28 Şubat darbesinin 14. yıldönümünden bir gün önce bu alçak askeri darbenin zorbalıkla devirdiği Necmettin Erbakan'ı kaybetmiştik. 15 yıl olmuş Erbakan Hoca vefat edeli...
Bugün Erbakan Hoca'yı Rasim Ozan olarak kendi zaviyemden anlatacağım sizlere. Çünkü Kemalist endoktrinasyonun başarılı olduğu seküler-Türk bir ailede büyüdüm ben.
Bu tip ailelerde Erbakan'a çakmak ya da Hoca'nın konuşma tarzıyla dalga geçmek bir tür örf ve adet gibiydi.
Aslında farkında değillerdi ki Erbakan meşru ve demokratik siyaset tarzıyla seküler ve Atatürkçü ailelerin de yaşamının sigortası olan bir politik liderdi.
Çünkü bir siyasal önder olarak Erbakan zulme uğramış dindar kitleleri her zaman silah ve şiddet bataklığından uzak tutmuş bir adamdı.
Sürekli zulme uğrayan, defalarca kez legal siyasi partisi kapatılan, silaha yönelmesi için derin devlet tarafından yapılabilecek her türlü provokasyon yapılan bir hareketi ısrarla, ısrarla meşru ve demokratik sınırlar içinde tuttu Erbakan.
İslam coğrafyasında nerdeyse tüm İslamcı hareketler bir şekilde silaha bulaşmışken, Erbakan hareketi asla ve asla bu bataklık yoluna tenezzül etmedi.
Erbakan, bir taraftan İslam dünyasındaki manevi, fikrî ve siyasi önderlerle sürekli temas içinde oldu, içe kapalı değil dışa açık bir İslamcı anlayışa sahipti.
"Milli Görüş" derken tek ve bütün bir İslam milleti anlayışını ifade ediyordu, Türklük üzerinden tanımlanmış ulusalcı bir anlayışı asla yoktu.
Nitekim siyaseten yasaklanmasına temel teşkil eden açıklaması da Bingöl'de yaptığı "Sen eğer 'Ne mutlu Türk'üm' dersen, benim Kürt kardeşim de 'Ne Mutlu Kürt'üm' deme hakkı kazanır" açıklamasıydı. Ki hala da bana göre muhteşem bir konuşmadır o Bingöl nutku.
Nitekim bugün hangi siyasi görüşten olursa olsun ülkemizde yaşayan tüm Kürt........
