HABEŞ YURDUNA HİCRET
Müslümanlar için hayat her geçen gün dayanılmaz bir hale gelmişti. Bu yüzden Habib-i Ekrem Efendimiz (s.a.v):
-Habeş ülkesinde adaletli bir hükümdar vardır, umulur ki orada huzur bulursunuz diye beyan buyurması üzerine inananlar doğup büyüdükleri topraklardan Habeşistan’a göç etmek zorunda kalırlar. Müşrikler her ne kadar Müslümanların göç ettiklerini sonradan farkına varmış olsalar da, zaten epeyce uzaklaşmış bulunuyorlardı. Gerçekten de Habeş Kralı, Peygamberimiz (s.a.v)’in beyan buyurduğu veçhiyle adaletli bir hükümdardı. Öyle ki Müslümanlar artık gittikleri ülkede özgürce ibadet edebiliyorlardı. Hatta ve hatta gurbet hasretinin dışında her şey yolunda gidiyordu. Tabii bu arada müşriklerde boş durmayıp Habeş diyarına göç eden Müslümanları rahatsız etmek adına Kureyş’in ileri gelenlerinden iki kişiyi temsilci olarak göndermeyi ihmal etmezler de. Ve giden heyet Habeş Kralı Necaşi’nin huzuruna vardıklarında önce eğilip sonrada yere kapanaraktan tazimde bulunmanın akabinde buraya geliş maksatlarını şöyle dile getirirler:
-Ey Melik! Ülkenizde barındırdığınız insanları başınıza dert açmadan onları bize teslim ederseniz huzur bulacağınızdan emin olabilirsiniz.
Habeş Kralı Necaşi bunun üzerine şöyle der:
-Ülkeme gelen her kim olursa olsun, şunu iyi bilesiniz ki benden güvence dileyen benim başmisafirimdir. Dolayısıyla onları sizlere veremem. Hem madem buraya kadar gelmişsiniz, yine de onları çağırıp bir sorup soruşturayım bakalım aranızda ki mesele neymiş bizatihi yerinde görmüş olayım.
Derken Habeş Kralı emrindeki memurlara onları huzura alınmaları talimatını verir. Böylece Müslümanlar müşriklerden farklı olarak eğilip bükülmeden selam vererek huzura çıkmış olurlar.
-Şimdi anlatın bakalım, şu arkadaşlar sizi almak için buraya gelmişler, aranızda ki mesele nedir?
Bunun üzerine Müslümanlar adına Cafer b. Ebi Talip söz alıp soruya soruyla şöyle karşılık verir;
-Ey Hükümdar! İsterseniz ilk başta onlara sorun bir bakalım, biz esir alınmış köle miyiz ki bizi ülkenizden alıp götürmek istiyorlar?
Necaşi bunun üzerine gelen heyet adına söz alan Amr b. As’a yönelip sorduğunda,
-Evet, onlar köle değildir der.
Bu cevap karşısında Cafer b. Ebi Talip bu kez şu suali tevdi eder:
-Ey Hükümdar! Yine sorunuz bakalım, bizler cinayet işleyen birer caniler miyiz ki bizi alıp buralardan götürmek istiyorlar?
Necaşi bu soruyu da karşı tarafa aktarınca, Amr cevaben:
-Hayır, onlar katil değillerdir der.
Tabii bitmedi, dahası var, Cafer suallerine ardı sıra şöyle devam eder de:
-Ey Hükümdar! Yine sorun bir bakalım, bizler dolandırıcı ya da herhangi bir kişiye borcu olan insanlar mıyız ki bizi buradan alıp götürmek istiyorlar?
Tabii Amr, bu akıl dolusu sorular karşısında iyice köşeye sıkışan bir hale girer ki artık bir noktadan sonra mecbur kalıp........
