menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AKABE’DEN MEDİNE’YE

29 0
18.09.2026

Resul-i Ekrem (s.a.v), on birinci hac mevsiminde Mekke dışına çıkıp can yoldaşı Hz. Ebû Bekir-i Sıddîk (r.anh) ile birlikte Hacca gelen kabilelere İslam’ı tebliğ ediyorlardı habire. Tabii müşriklerde boş durmuyorlardı, onlarda her gelene Muhammed’den uzak kalın telkininde bulunuyorlardı.

Peygamberimiz (s.a.v) Hacılar arasında dolaşırken o arada Yesrib’in Hazrec Kabilesinden altı kişilik bir grupla göz göze gelir. Ve bu gurup Yesrib’den geliyoruz diye kendilerini tanıtırlar. Derken Akabe’de yapılan hoş beş sohbetin ardından Resulullah (s.a.v)’in o mübarek lisanından dökülen güzel sözlerin tesiriyle bir anda kendilerini iman halkasında bulurlar. Ve Resulullah (s.a.v) oracıkta onlarla vedalaşıp yurtlarına uğurlar da.

İşte o, altı kişilik gurup yurtlarına gidip emin oldukları kişilere bu yolu tebliği ettiklerinde ise bu kez sayıca on iki kişilik gurup oluşturlar. Nitekim bir yıl önce altı kişi olarak buluştukları Akabe’de, bir yol sonraki hac mevsiminde bu kez on iki kişi olarak Allah’ın Habibi Resulullah (s.a.v) ile görüşme şerefine nail olurlar. Ve gözleri ışıl ışıl parlayan ve kalpleri iman dolu Hazrec Kabilesinin bu 12 kişisi yapılan görüşmede Allah Resulünden şu istekte bulunurlar:

-Ya Resulullah! Sayende imanla şereflendik, ancak iman etmenin ardından İslam’ın daha hangi ahkâm ve hükümlerine riayet etmemiz gerekiyor? Bu konuda bizleri aydınlatırsanız çok seviniriz.

Böylece Allah Resulü (s.a.v), bu gelen kişilere yolun esasları hakkında bir takım nasihatlerde bulunduktan sonra Mekke yakınlarındaki Akabede gerçekleştirdiği ahitleşme tarihin altın sayfalarına “Birinci Akabe beyati” olarak kayda geçmiş olur da. Nitekim Akabe beyatı Allah Resulünün elinden tutulup mübarek dilinden dökülen nurani sözlerin tekrarıyla şöyle karşılık bulup;

-Allah’a şirk koşmamak, herhangi birinin malını çalmamak, fuhuş yapmamak, çocukların canına kıymamak, iftira yapmamak ve hayra karşı gelmemek hususunda yapılan ahitleşmeyle de anlam kazanmış olur. Hatta Resulullah (s.a.v) onlarla ahitleşme (sözleşme) yaptıktan sonra şu öğütlerde bulunmayı da ihmal etmez:

-Kim bunlardan birini işlerse Allah isterse bağışlar, isterse ceza verir.

Derken Allah Resulü (s.a.v) on iki iman erine bundan böyle neler yapılması gerektiği hususunda söz alıp onların sıratı müstakim üzere yaşamaları doğrultusunda yönlendirmiş olur. Onlarda buna........

© Enpolitik