BİLEŞİK KAPLAR KANUNU
Hepimizin ortaokul, lise yıllarında fen bilgisi, fizik, kimya derslerinden öğrendiğimiz "bileşik kaplar kanunu"nu hatırlamayanımız yok gibidir. Buna göre birbirine bağlı kaplardan birine su koyduğunuzda, zamanla bütün kaplardaki su seviyesi eşitlenir. Toplumlar da, sosyal ilişkiler, sosyolojik benzeşmeler de biraz böyledir.
Eğer bir ülkede uzun yıllar boyunca yolsuzluk, kayırmacılık, rant, değerler istismarı ve hesap sorulamama kültürü hâkim olmuşsa, bunun sadece iktidara, sadece muhalefete, sadece bürokrasiye ya da sadece herhangi bir tarikata, cemaate, sivil toplum örgütüne ya da meslek örgütüne sirayetle sınırlı kalacağını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. Böyle bir beklenti tek kelimeyle safdillik olur. Şüphesiz yolsuzluk, kayırmacılık, rant, istismar ve hesap sorulamama kültürü, zamanla toplumun hemen her damarına, her kesimine, her kurumuna işleyecektir.
Bu yüzden bugün Türkiye'de yaşanan tabloyu yalnızca "onlar yaptı", "biz temiziz" diyerek açıklamak mümkün değildir.
Türkiye’nin son elli yıllık hafızasına bakalım. Bir dönem dini duygular kullanılarak insanlar "himmet", "hizmet", "faizsiz yatırım", "İslami ortaklık" söylemleriyle milyarlarca liralık yapılara yönlendirildi. Binlerce aile yılların birikimini onun da ötesinde güvenini kaybetti.
Depremlerde millet büyük fedakârlıklar gösterdi, milyonlarca insan belki cebindeki son parayı bağışladı. Hem 1999 hem de 2023 depremlerinin ardından bağışların yönetimi, çadırlar, yardımlar, şeffaflık ve hesap verebilirlik üzerine bitmek bilmeyen tartışmalar yaşandı.
Bir başka alanda ise Atatürk sevgisi, Cumhuriyet değerleri, laiklik veya milli hassasiyetler üzerinden oluşan........
