menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

SAVAŞIN BİR GALİBİ VAR MI?

24 0
10.04.2026

Bazı milletler vardır, savaş kaybedebilirler ama yenilmezler.

Düşerler tekrar ayağa kalkarlar. Çünkü tarihin örsünde dövüle dövüle gelmişlerdir. Tarihsiz halklara benzemezler. İran halkı bu milletlerden biridir. Çok ağır bir saldırı altında olmasına rağmen pes etmedi, milli onurundan, izzeti nefsinden taviz vermedi.

Bir halk düşünün ki, Trump'ın vuracağız dediği tesislere koşup kendini canlı kalkan yaptı.

Türkiye ve Avrupa'daki birçok İranlı, işini gücünü bırakıp,memleketine döndü. Kitlesel kaçmalar, sağa sola sığınmalar olmadı.

Yenilmezlik dediğim şey budur. Vurulursunuz,yaralanırsınız, yere düşersiniz ama bu duygu ve şuuru koruduğunuz müddetçe yeniden ayağa kalkarsınız.

Şimdi ateşkes ilan edilmiş olsa da zafer ilan etmek,ABD-İsrail kaybetti demek için çok erken.Saldırganların savaşı uzatmalarının arkasında biraz da bu kaybetme imajına mahkum olma korkusu yatıyor.Bu tür analizler duygusal ve gerçeklikten uzaktır.Günümüz savaşları kazananlar için de, kaybedenler için de çok yıkıcıdır.

Trump, "ABD kaybetmedi" imajıyla bu kuyudan çıkmak istiyor. Siyonistlerin kuşatmasından kurtulabilirse bunu yapabileceği görüntüsü veriyor. Netanyahu ise düşmanını yaralı bırakmayan kuduz bir haydut gibi davranıyor. Fırsat bu fırsattır diyerek İran'ı yıllarca belini düzeltemeyecek şekilde tahrip etmek istiyor.

Bu saldırgan siyaset, şartları oluştuğunda İsrail'in başka ülkeleri de hedef alabileceğini gösteriyor.

Uluslararası münasebetlerde -imkansız- diye bir şey yoktur. Her şey mümkündür. Dün olmaz dediğimiz birçok şey bugün gerçekleşti. Fırat -Nil arasını vaat edilmiş toprağı olarak gören bir zihniyetin bu hedefe ulaşmadığı müddetçe durmayacağını kestirmek zor değil. Bazı aymazların Kürdistan dediği bazı bölgeler de İsrail'in hedefleri arasında bulunuyor. Aynı bölgenin bir kısmında (Vilayet-i Sitte) düne kadar Ermenistan da sahiplik iddiasında bulunuyordu. Vatan çocuklarını bir birine kırdırmak isteyenler aslında bu toprakları Kürdistan adı altında başkalarının yutacağı parçalara bölmek istiyorlar. Bunu görmek için biraz gözlerimizi açmamız kafi.

İran'la savaş,saldırganların bundan sonraki planlarını sürdürüp sürdürmeme konusunda bir ölçü olacaktır. ABD ve İsrail için işler iyi gitmez ise bu, yayılmacı siyasetlerini erteleme veya askıya almalarını kolaylaştıracaktır. Onun için, İran'ın direnci bölgedeki bütün halkların geleceği için büyük önem taşımaktadır.

Bu gibi durumlarda toplumların direnci, halkla yönetim arasındaki ilişkinin düzeyiyle de ilgilidir. Yönetim halkla ne kadar bütünleşmişse direnme iradesi o kadar güçlü olacaktır.İran yönetiminin halkla bütünleşme düzeyinin düşük olduğu biliniyor.Ancak tarih,din ve millet bilinci -onların muhalefetlerini- ertelemelerine veya en azından nötr hale getirmelerine vesile olmuştur.Çünkü vatanı kaybetmek her şeyi kaybetmektir.İran'ın iki büyük zaafından biri budur ve dıştan gelen saldırılar bu muhalefeti şimdilik frenlemiştir. İkincisi de yönetimin dağınıklığı, çok başlılık ve başlar arasında uyumsuzluktur.Bu, barış veya ateşkes görüşmelerinde anlaşmayı zorlaştıran bir zaaf olarak İran'ın işini zora sokabilir.

Bu savaş bitmelidir, lakin bunun yolu, İran'a diz çöktürmek değil,İsrail ve onun soykırımcı liderini yeni Hitler taslaklarının çıkmaya cesaret edemeyeceği tarzda cezalandırmak ve uluslararası hukuku hakim kılmaktır.


© Enpolitik