menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRK MÜZİĞİ ALANINDA GARİP BİR İNTİHAL USÛLÜ

38 0
28.03.2026

Bugün, akademide yapılan araştırmalarda mobbing’ten sonra gelen 2. sorun olan intihal (aşırma) ile ilgili bir yazıyı paylaşacağım. 

İntihal; bir başkasına ait fikir, düşünce, metin veya eseri, kaynak göstermeden, atıf yapmadan kendi eseriymiş gibi sunmaktır. Akademik ve edebi alanda ciddi bir etik ihlal, sahtekarlık ve bilgi hırsızlığı olarak kabul edilir. Kaynak belirtilmeden yapılan kopyala-yapıştır veya fikir hırsızlığı intihal kapsamına girer.

Ve intihal vb. suçlarda kesinlikle zaman aşımı yoktur.

Akademide “intihal raporu” (turnitin vb.) ile tespit edilen bu eylem; akademik itibarın zedelenmesi, okuldan uzaklaştırma, işten çıkarılma ve yasal yaptırımlar (hapis cezası vb.) gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Yeter ki, intihali tespit eden akademisyenin/yazarın, “bana ne”, “benden bulmasın” vb. düşünceler yerine, intihal yapan kişiyi ilgili kuruma şikayet etsin. 

Bugün affettiğiniz kişi, yarın Prof./Bölüm Başkanı/Dekan/Rektör vb. olup akademisyenliğe zarar verecek uygulamalar yapabilecek, jürilerde görev alabilecektir. Bu nedenle akademik hayatım boyunca “yanlış yapana yaptırım şart” dedim ve demeye devam edeceğim. 

Bu nedenle sürekli yazılarımda intihalden bahsediyor ve hala ısrar ediyorum:  “Üniversiteye ilk giren Arş.Gör. veya Öğr.Gör.‘lere, (her 10 yılda bir tüm Öğr.Üy.’ne) ‘Kişisel Karakter Analizi Testi’ yapılmalı ve intihal, mobbing, taciz, etiklik vb. bilgileri içeren belge, ‘okudum, anladım’ el yazısıyla, tarihle, ıslak imza attırılmalıdır.”

Şimdi, Türk müziğine de çok hizmeti olmuş, değerli hocamız Prof. Dr. Bülent Aksoy’un “intihal ile ilgili yazısına yer vermek istiyorum:

Bülent Aksoy: “Neden ve nasıl hazırlandığını anlam veremediğim bir yüksek lisans tezini gözler önüne sermek istiyorum burada. Bu tez 1997’de İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Güzel Sanatlar Ana Sanat Dalı, Türk Sanat Musikisi alanında hazırlanmış, 23 Mayıs 1997’de savunulup kabul edilmiş. Tezi hazırlayan kişi Melahat Emirsel Kartal. Kendisini tanımam. Adını da ilk kez bu tezin kapağında gördüm. Metnin sonunda tezi yazanın kısa bir biyografisi var. Melahat Emirsel Kartal 1972 İstanbul doğumlu. 1983’te İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Bölümü’ne girmiş, 1989’da aynı konservatuvarın kompozisyon bölümüne girme hakkı kazanmış, 1994’te de mezun olmuş. Aynı yıl içinde de burada yüksek lisansa kabul edilmiş. 1992’de bir yandan Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde “ritmik dikte ve solfej” öğretmenliğine, bir yandan da Millî Eğitim Bakanlığı Kaptanpaşa Lisesi’nde müzik öğretmenliğine başlamış. 

Tezin başlığı şöyle: “Türk Müziğinde Bestecisi Bilinmeyen Eserler.” Tez numarası 62285. Bu teze göz gezdirirken daha ilk sayfalarında kendi cümlelerime benzer cümleler görünce okumaya devam ettim. Bir iki sayfa okuyunca şaşkınlığım arttı. Bu tezin dört sayfaya yakın uzunluktaki giriş bölümü tamamıyla, ilk baskısı 1994’te Pan Yayıncılık’ça yayımlanan “Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki” adlı kitabımdan alınmıştı. Mealen de değil, kelimesi kelimesine. 

Neden benim kitabıma ihtiyaç duyulmuş, anlayabildiğim kadarıyla önce bunu anlatayım. Ben kitabımın giriş bölümünde neden bu konuyu seçtiğimi açıklarken, Osmanlı-Türk musikisinin tarihinde pek çok şeyin bilinmediğini, bunun da başlıca sebebinin bu musikide yazı geleneğinin bulunmadığını, nota kullanılmadığını, geçmişten bize kalan, musiki tarihine ışık tutabilecek yazılı kaynakların çok az olduğunu, bu durumda genel tarih, mektup, anı, günlük gibi musiki dışı kaynakların devreye girdiğini, bu arada, Osmanlı ülkesine uğraşan, Avrupalı gezginlerin Osmanlı-Türk musikisi hakkında yazdıklarının da önem taşıdığını, bu amaçla dört yüzyıllık Türkiye seyahatnamelere eğildiğimi anlatmıştım. Tezi yazan kişi bu teorik çatıyı kendi amacı için çok “kullanışlı” olarak gördüğü için olacak, gerekçelerimi olduğu gibi alıp tezine kopyalamış. Daha açık bir deyişle, beni araştırmaya yönelten musiki tarihi bilinmezlikleri bu tezde “Bestecisi Bilinmeyen Eserler”in çatısı olmuş. Ama dediğim gibi, tezin yazan kişi benim yazdıklarımı kendi sözleriyle özetlememiş, özetlemeye de lüzum görmemiş, olduğu gibi kopyalamış. 

Tezde daha sonra, birer cümleyle tanımlanabilecek “laedri”, “anonim” terimleri için üç dört sayfa yazılmış. Ardından, bestecisi bilinmeyen kırk üç eserin künyeleri sıralandıktan sonra kendileriyle görüşülen bazı konservatuvar hocalarına kimi eserlerin bestecilerinin neden bilinmediği sorusu sorulmuş, onlar da bu soruyu tahminlerine göre cevaplandırmışlar; daha sonra da, üstünde durulan konu bestecisi bilinmeyen kırk üç eserin bestecileri olduğu halde hocalar asıl soruya cevap vermeyip o eserlerin yapısından edindikleri izlenimlere göre bunların hangi yüzyılın ya da dönemin eseri olabileceği yolundaki tahminlerini bildirmişler (bu mülakatlardan beşi de kaynakçaya alınmış). Melahat Emirsel Kartal’ın kendi fikri hiç yok, hep başkalarının görüşleri. Ardından, bu eserlerin ezgi yapıları asıl konu olmadığı halde, a, b, c, d simgeleriyle şeması çıkarılmış. Son olarak da söz konusu eserlerin notaları sıralanmış. Tezin büyük bir bölümü notalardan oluşuyor; tamamı 136 sayfa olan tezin 102 sayfası nota. 

Bu tezin başarı derecesi benim meselem değil burada. Fakat bir noktayı belirtmekten kendimi alamıyorum. Bu tezin konusu yeni mezun bir konservatuvarlının üstesinden gelemeyeceği kadar derin, büyük bir konu. Bestecisi bilinmeyen eserler sadece “Osmanlı musikisinin değil, bütün Ortadoğu musikisinin” bir derdidir. Arka planının incelenmesi büyük bir birikim gerektirir, uzun araştırmalara ihtiyaç gösterir. Bestecisi bilinmeyen eser denince Marâgalı Abdülkadir’e yakıştırılan eserlerden başlarsınız, yirminci yüzyıla kadar daha nice eser vardır ki, bestecisi bilinmez. Taş plaklarda bile bestecisi bilinmeyen nice şarkı vardır. Bu konuya eğilebilmek için sözlü eserler için güfte mecmualarına başvurulur, kaynakçada tek güfte mecmuası yok; saz eserlerinde de Kantemiroğlu, Ali Ufki derlemelerine, Hampartzum defterlerine, batı notası ile yazılanlara bakılır. Bunların hiçbiri kaynakçada yok. Nota olarak sadece, Suphi Ezgi’nin “Nazari - Ameli Türk Musıkisi” adlı eserinin ilk üç cildi ile Ekrem Karadeniz’in “Türk Musikinin Nazariye ve Esasları”ndaki notalara başvurulmuş. Standart kaynaklar bunlar. Benim derdim intihal. Şimdi bu intihali satır satır gözler önüne sereceğim. Birinci satırlar benim, ikinciler bu konservatuvar mezununun. 

Kitabımın künyesi şudur: Bülent Aksoy (BA) 1994 baskısı, “Avrupalı Gezginlerin Gözüyle Osmanlılarda Musıki”, Pan Yayıncılık, Istanbul. 

Yüksek lisansınki de şu: Melahat Emirsel Kartal (MEK), 1997, “Türk Müziğinde Bestecisi Bilinmeyen Eserler”, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi. 

Melahat Emirsel Kartal’ın tezinin başında, girişte, bestecisi........

© Enpolitik