menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir çocuk öldü, bir çocuk ‘katil’ oldu

12 0
12.10.2026

Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi, devlete sadece öldürmeme değil, korumakla yükümlü olduğu kişilerin hayatını koruma yükümlülüğü de yükler.

Eslem’i, devletin “güvende” dediği yerde koruyamadık. Şimdi yalnız okul kapılarına güvenlik görevlisi koyarak hangi ihmali örteceğiz?

Bir çocuk sabah evinden okula gitmek için çıktı.

Çantasında defterleri, kitapları, belki yarım bıraktığı bir ödevi vardı. Annesi onu, birkaç saat sonra döneceğini düşünerek uğurladı. Fakat on yaşındaki Eslem Sare Bulut, okulundan evine dönemedi.

Başakşehir’deki Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokuluna giren 15 yaşındaki bir çocuk, Eslem’in de aralarında bulunduğu sekiz öğrenciyi kesici aletle yaraladı. Eslem, hastanede yapılan bütün müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Ertesi gün Bartın’ın Ulus ilçesindeki köyünde toprağa verildi.

On yaşında bir kız çocuğu, okul koridorunda, sınıf arkadaşlarının yanında, devletin ailesine “burada güvende” dediği yerde öldü.

Diğer yedi çocuk hâlâ tedavi görüyor. O sabah okulda olan yüzlerce çocuk ise gördüklerini uzun süre unutamayacak.

Şimdi hepimiz aynı cümleyi kuruyoruz:

Bir çocuk öldü, bir çocuk katil oldu.

Önce şunu açıkça söylemek gerekir

Bu olayda iki taraf yoktur; bir mağdur vardır.

Eslem hiçbir şey yapmadı. Sadece okuluna gitti. Hayatını kaybetmesinin hiçbir açıklaması, hiçbir gerekçesi, hiçbir hafifletici yanı yoktur. Bu yazıda şüpheli çocuk hakkında söylenecek her söz, bu gerçeğin altında durur.

Ancak bir hukukçu olarak “katil” kelimesinde de durmak zorundayım. Henüz kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı yoktur ve isnadın yöneltildiği kişi bir çocuktur. Çocuk Koruma Kanunu’nun bugünkü diliyle o, “adli süreçteki çocuk”tur. 7593 sayılı Kanun, “suça sürüklenen çocuk” ifadesini Ağustos ayında bu şekilde değiştirdi.

Bu hukuki özen, Eslem’in uğradığı haksızlığı küçültmez. Tam tersine, Eslem için yürütülecek yargılamanın sağlam, itiraz götürmez ve kalıcı bir sonuca ulaşmasının şartıdır.

Eslem’e karşı devletin borcu

Anayasa’nın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesi, devlete sadece öldürmeme değil, korumakla yükümlü olduğu kişilerin hayatını koruma yükümlülüğü de yükler.

Okul, bu yükümlülüğün en ağır olduğu yerlerden biridir. Devlet, çocukları belirli saatlerde zorunlu olarak o binada toplar ve ailelere örtülü ama son derece güçlü bir güvence verir:

“Çocuğunuzu bize teslim edin; burada güvende olacak.”

Bu bir temenni değil, hukuki bir taahhüttür. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bunu Türkiye’ye karşı daha önce söyledi. Kayak/Türkiye kararında, 2002'de Elazığ’da okulun hemen önünde daha büyük bir öğrenci tarafından bıçaklanarak........

© Elips Haber