menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okuluma dokunma!

12 0
17.04.2026

ne yiyip ne içtikleri bizi hiç alakadar etmiyor.

Ve yaptıkları canilik,

İçimizi kanatıyor, Canımızı sıkıyor.

Yaşları pes dedirtiyor.

Çünkü daha çocuk denecek yaştalar.

Bugün sizlere Anadolu’nun bağrından yükselen feryadı anlatacağım.

Bizimkiler dizisi ile komşuluğu,

Perihan Abla ile samimiyeti,

Süper baba ile şefkati,

Ekmek teknesi ile huzuru içimize çektik yıllarca.

Bu dizilerle evlerimizde konuklar ağırladık.

Sevgiyi ve merhameti hanelerimize aş yaptık.

Küçüğe küçüklüğünü ve saygıyı,

Büyüğe büyüklüğünü ve sevgiyi öğütleyen 80’li ve 90’lı yılların dizileri ile büyüdük.

O yıllarda öyle doymuşuz ki saygı ve sevgiye

Bugünlerde boşuna değilmiş iç çekişlerimiz.

“Ah nerede o eski bayramlar” serzenişlerimiz…

O günün yüz güldüren dizileri

Bugün yerini takım elbiseli canavarlara bıraktı.

Bugün belindeki silahı namusu sayan zihinler, adaleti mahkemelerde değil vurduda, kırdıda, yeraltında arıyor.

*Siverek* ve *Kahramanmaraş’tan* yükselen feryatlar.

Yitip giden çocuklar, öğretmenler.

Bir topluma salınan korku

ve çocuklarını okula göndermeye korkan aileler.

Televizyon KJ’lerinde rakamlar geçiyor.

Siverek’te şu kadar yaralı, Kahramanmaraş’ta bu kadar ölü.

(KJ: Televizyon ekranında gördüğünüz alt banttaki sabit büyük yazı)

Rakamları okuması kolay.

Peki ya ateşin düştüğü ocaklar.

O ailelerde de KJ’ler böyle hızlıca okunup geçiliyor mu?

Ortada yarım kalmış hayaller ve hayatının baharında koparılmış fidanlar var.

Popüler kültür ve internet denen canavar dünya ülkeleri gibi maalesef Türkiye’mizi de esir aldı.

7’den 70’e koca bir nesil şiddet sarmalının içinde.

Özellikle de çocuklarımız.

Toplumsal çürümenin en birincil aktörlerinden biri de evlerimizin baş köşesine oturttuğumuz televizyonlar.

Bir zamanlar sevgi ve hoşgörünün paylaşıldığı o cam karelerden bugünlerde “barbarlık” ve “şiddet” fışkırıyor.

Buna en birincil örnek rezil sabah kuşağı programları, bol şiddet ve aldatma senaryolu diziler.

Televizyon programlarından aldığı şiddet eğilimini, saldırganlığı ve gazı, sosyal medyaya taşıyan ve orada ahkam kesen bir toplum.

Toplum olarak tam bir dijital kuşatma altındayız.

Çocuklarımızın oynadığı oyunlarda simüle edilmiş vahşet görüntüleri, çizgi filmlere kadar sızmış durumda.

Sanal dünyada başlayan barbarlık, televizyon dizileriyle zirveye taşınmış durumda.

Kıskançlık,” sevda” diye

Şiddet, “haklı öfke” diye pazarlanıyor.

Silah estetikleştiriliyor,

Kaba kuvvet alkışlanıyor.

Sabah kuşağı programlarında en marjinal olaylar, en "hastalıklı" vakalar, "Türkiye’nin Gerçeği" ambalajıyla zihinlere boca ediliyor…

Evlilik dışı ilişkiler, aile içi ihanetler ve daha neler neler…

“sıradan hayatlar" mış gibi sunularak toplumumuz yozlaştırılıyor.

Alın teri, emek ve sabrın yerini;

lüks otomobiller, kolay yoldan kazanılan paralar ve kabadayılar aldı.

Oysa ekranlarda şiddet değil şefkat olmalıydı!

Çağdaşlık ve teknoloji çığlıkları bize özümüzü unutturdu.

Sosyal medyada ona buna ahkam kesen, birbirine verip veriştiren bir orta yaş grubu

İnternette vurdulu kırdılı oyunlar oynayan şiddete meyilli bir genç kuşak kaldı.

Kontrolsüz sosyal medya kullanımı,

Kontrolsüz internet kullanımı ve popüler kültür özentisi

Türkiye için adeta zehirli bir sarmaşık

Eğer bu zehirli sarmaşığı kendi elimizle sulamaya devam edersek Siverek’teki ve Maraş’taki fidanların boynunu da kendi elimizle kırmaya devam ederiz.

BİRKAÇ ÖNERİ VE TEMENNİ:

— Okullarda kartlı geçiş uygulamasına başlanmalı.

— Sosyal medya provokatörlerine göz açtırılmamalı

— Bireysel silahlanma masaya yatırılmalı

— Psikolojik sorunlu öğrenciler gözlem altında tutulmalı.

— Okullardaki güvenlik önlemleri artırılmalı

Hayatını kaybeden tüm öğrencilerimize ve onları korumak pahasına canını veren Ayla Kara öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Yaralılarımıza acil şifalar…

Konunun hassaslığı nedeniyle bugünkü yazımızda siyaset olmayacak.

Başka konu ve konularda…

*Bu okul saldırıları bize uzak şeyler.

*Bizde olmaz, bizim kültürümüzde yer almaz.

Bizde okullar, ibadethaneler kutsaldır.

ABD gibi faşist ve emperyalist ülkelerin belasıdır bu tip olaylar.

Popüler kültüre çocuklarımızı yem etmeyelim.

Neslimize ve gençlerimize sahip çıkalım.

Provokasyonlara gelmeyelim!


© Elips Haber