Türkiye’ye biçilen rol; Avrupa’dan uzaklaşırken Ortadoğu’nun merkezine yerleşmek...
Uluslararası sistem ABD’nin hakimiyetinden çoklu güç odaklarına doğru kayarken, ülkeler de yeni ortamda yerlerini bulmaya çalışıyorlar.
Son dönemdeki gelişmeler, Türkiye’ye bu yeni sistemde biçilen role ilişkin ipuçlarını da veriyor; Türkiye Avrupa’nın “eşit ortağı” olmaktan hızla uzaklaşır, hatta kimi AB siyasetçileri tarafından “potansiyel tehdit” sınıfına dahil edilirken, hem ülke yönetim sistemiyle, hem de kurduğu ilişkiler ağıyla giderek daha fazla Ortadoğu’ya yakınlaşıyor.
Daha net ifadeyle, Avrupa Türkiye’yi Ortadoğu’nun bir parçası olarak konumlandırıyor.
Brüksel’de gerçekleştirilen AB-Güney Kore Zirvesi bu açıdan sembolik bir anlam taşıyor.
AB, Hint-Pasifik’te Güney Kore ile stratejik ortaklığını derinleştiriyor, Ermenistan’dan Hindistan’a kadar yeni iş birlikleri geliştiriyor, Orta Asya’da yeni nüfuz alanları oluşturuyor. Buna karşılık aday ülke statüsündeki Türkiye ile üst düzey siyasi temaslar giderek azalıyor.
Dışişleri Bakanlığı’ndaki diplomatik kariyerinin büyük bölümünde Avrupa Birliği ilişkileri üzerinde çalışan Emekli Büyükelçi Selim Kuneralp’in paylaşımı bu açıdan dikkat çekici;
“Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung yarın Brüksel’de AB-Kore zirvesi münasebetiyle Konsey Başkanı Costa ve Komisyon Başkanı Von der Leyen tarafından ağırlanacak. Yanlış hatırlamıyorsam AB üyeliğine aday, ortak ve stratejik partner olan ülkemizin Cumhurbaşkanı Brüksel’e davet edilmeyeli 11 yıl oldu; Meksika’dan Kazakistan’a, Hindistan’dan Ermenistan’a dünyayı dolaşan ve her gittikleri yerde yeni iş birliği anlaşmaları imzalayan AB liderlerinin Ankara’ya son ziyaretlerinden beri beş yıl geçti. Ülkemizin AB için vazgeçilmez olduğuna inananların durup düşünmesi ve nerede hata yaptığımızı araştırmasının zamanı gelmedi mi?”
Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci fiilen donmuş durumda. Daha da dikkat çekici olan, Türkiye’nin yalnızca üyelik perspektifinden değil, Avrupa’nın siyasi gündeminden de uzaklaşıyor olması.
G-7 grubunun Haziran ortasında Fransa’nın Evian kentinde gerçekleşecek zirve toplantısına Hindistan’dan Brezilya’ya, Suudi Arabistan’dan Güney Kore’ye kadar çok sayıda ülke temsil edilirken, “aile fotoğrafında” Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yer almayacak olması da manidar. Mesaj net; Ankara’nın jeopolitik önemi kabul ediliyor, ancak artık Avrupa ailesinin gelecekteki bir üyesi olarak görülmediği hissi güçleniyor.
Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’de zemin kaybı
Bu dönüşümün en görünür sonuçlarından biri Kıbrıs meselesinde ortaya çıkıyor.
Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan SOFA (Status of Forces Agreement) anlaşması yalnızca teknik bir askeri düzenleme değil. Bu anlaşma Fransa’nın adadaki askeri erişimini ve operasyonel kapasitesini artırırken, aynı zamanda Avrupa’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik tercihlerini de ortaya koyuyor.
Bir dönem Kıbrıs meselesinde taraflar arasında denge kurmaya çalışan Avrupa ülkeleri artık daha açık biçimde Rum yönetiminin yanında konumlanıyor. Türkiye’nin savunduğu iki devletli çözüm........
