menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Levant, Anadolu ve "devlet aklı"...

91 0
04.06.2026

Hem Türkiye'deki, hem de etrafındaki ülkelerdeki siyasi gelişmeler baş döndürücü. ABD, Suriye'de Esad yönetiminin yerine bir zamanların "teröristi" El Şara'yı yerleştirirken, Türkiye'de de adı terörle anılan bir başka isim, PKK elebaşı Abdullah Öcalan, iktidar koalisyonunun liderleri tarafından "kurucu önder" olarak anılmaya başlandı.

Şimdilerde ise İran savaşını gerekçe gösteren Washington yönetimi, Çin'le rekabete yoğunlaşabilmek için geri çekilmek istediği Ortadoğu'da yeni bir düzen kurmaya çalışıyor. Bu düzenin temel özelliği, bölgenin birbirleriyle çatışan aktörlerden oluşan dağınık yapısının, ABD'nin doğrudan askeri varlığı yerine yerel ortaklar üzerinden yönetilebilir hale getirilmesi.

Washington'un bu çabasının merkezindeki isimlerden biri ise kuşkusuz ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack.

Önce "Trump'ın yakın dostu" sıfatıyla Ankara'ya gelen Barrack, ardından Suriye Özel Temsilcisi oldu. Daha sonra görev alanına Irak da eklendi. Böylece Washington, Türkiye, Suriye ve Irak dosyalarını büyük ölçüde aynı isim üzerinden yürütmeye başladı.

Barrack'ın yaptığı son açıklamalar da bunun tesadüf olmadığını gösteriyor. Barrack, Irak-Suriye-Türkiye üçgenini Ortadoğu'nun geleceğini belirleyecek stratejik eksen olarak tanımlıyor ve bu üç ülke arasında Amerikan çıkarlarını temsil edecek "tek temas noktası" modelinden söz ediyor.

Bu yaklaşım, aslında Washington'un bölgede yeni bir mimari kurmaya çalıştığını da ortaya koyar nitelikte.

Levant'tan Anadolu'ya yeni düzen arayışı

Barrack'ın kullandığı dil dikkat çekici; "Levant ve Anadolu" kavramlarını aynı stratejik çerçevede ele alması, Irak-Suriye-Türkiye hattını birbirinden bağımsız ülkeler olarak değil, tek bir jeopolitik alan olarak gördüğünü gösteriyor.

Bu nedenle bugün yaşanan gelişmeleri birbirinden kopuk başlıklar olarak okumak giderek zorlaşıyor; Türkiye'deki İmralı süreci, Suriye'de El Şara liderliğindeki yeni yapılanma, yine Suriye'de Fırat'ın doğusundaki yapılanmanın dağıtılması ve Şam'a entegrasyonu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde Peşmerge güçlerinin yeniden yapılandırılması ilk bakışta birbirleriyle ilgili değil gibi görünseler de, aslında aynı bölgesel dönüşümün parçaları gibi duruyorlar.

Özellikle son dönemde ABD'nin Irak'ta KDP ve KYB'ye bağlı Peşmerge güçlerini daha merkezi bir komuta yapısı altında toplama girişimi dikkat çekici; Yaklaşık otuz yıldır Amerikan yönetimlerinin teşvik ettiği ancak sonuç alamadığı askeri entegrasyon süreci bugün yeniden gündemde. Yapılanları,  bölgesel ölçekte yeni bir güvenlik mimarisinin inşası olarak değerlendirmek yanlış olmaz. Barrack'ın bakış açısı, Suriye'de Fırat'ın doğusundaki meselenin ne yalnızca Suriye'nin iç meselesi, ne de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin geleceğinin sadece Irak'ın iç konusu olmadığına işaret ediyor.

İmralı süreci ve Ankara'nın hesapları

Bu noktada Türkiye'de yürüyen İmralı süreci de farklı bir anlam........

© Ekonomim