menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çerçeve Yasa’dan Mekke ittifakına: Ortadoğu’da yeni güvenlik denklemi

72 0
10.08.2026

Mekke Anlaşması’nın -şimdilik- NATO benzeri ortak komuta yapısı, otomatik askeri müdahale mekanizması veya ortak nükleer kuvvet oluşturduğunu söylemek mümkün değil. Ancak 3 ülkenin birbiri tamamlayan yönleri göz önüne alındığında, imza koyulan anlaşmanın stratejik ağırlığını da küçümsemek yanlış olur.

Ortadoğu’da güvenlik dengeleri yeniden kuruluyor. Irak’taki milislerin tasfiyesi, Suriye’de ordunun yeniden yapılandırılması, Türkiye’de PKK’nın silahlı varlığını sona erdirmeye yönelik Çerçeve Yasa hazırlığı ve Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması, bölgesel güvenlikte devlet merkezli yeni bir dönemin işaretlerini veriyor. Oluşturulan yeni pak; Pakistan’ın “nükleer stratejik caydırıcılığı”, Türkiye’nin teknoloji ve askeri kapasite ile kalabalık ve güçlü ordusu, Suudi Arabistan ise ekonomik ve jeopolitik gücü ile uluslararası arenada önem kazanıyor.

           Ortadoğu hem diplomasi, hem de çatışma açısından çok hareketli. On yıllar boyunca teröre, etnik ya da mezhep çatışmalarına sahne olan bölgede çok ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. Dönüşümün özeti net; silahlı güç yeniden devletler merkezinde toplanıp, “vekil güçler” birer birer ortadan kaldırılıyorlar.

Irak’ta 30 Eylül kritik eşik

Irak bu dönüşümün en hassas cephelerinden biri…

Bağdat, devlet dışı silahlı grupların silahlarını teslim etmesi ve güvenlik faaliyetlerini devlet kurumlarının emir-komuta zinciri içine alması için 30 Eylül 2026’yı kritik tarih olarak belirledi. Bu tarihten sonra devletin resmi güvenlik kurumları dışında silahlı faaliyet yürüten yapıların çok daha sert biçimde hedef alınması bekleniyor.

Asıl mesele ise İran bağlantılı milisler: Haşdi Şabi çatısı altında bulunan bazı büyük yapılar devletle uyumlu bir dönüşüme açık mesajlar verirken, Kataib Hizbullah gibi daha radikal gruplar “direniş silahı” olarak tanımladıkları silahlarını bırakmayacaklarını açıkladı.

Devlet dışı aktörler silahlarını teslim etmez veya farklı isimler altında yeniden örgütlenirse, Bağdat’ın yeni bir çatışma döngüsüne sürüklenmesi ihtimali oldukça yüksek. Bu nedenle 30 Eylül, Irak açısından “devlet otoritesinin” yeniden tanımlanacağı kritik bir eşik.

 Suudi Arabistan’ın Irak’a müdahalesi 

Bu süreci çok daha dikkat çekici hale getiren gelişme ise ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’taki İran bağlantılı hedeflere yönelik ortak hava operasyonu oldu. 

Suudilerin böyle bir operasyona doğrudan katılması, Riyad’ın Irak’taki milis meselesini artık yalnızca Irak’ın iç güvenlik sorunu olarak görmediğini, İran bağlantılı silahlı grupların bölgedeki faaliyetlerini Körfez güvenliğinin de parçası........

© Ekonomim