‘Vicdanlı kapitalizm’e dönülemedi, ‘işçi sınıfı liberalizmi’ benimsenir mi?
2011 yılı Ekim ayıydı. Dönemin PepsiCo Başkan ve CEO’su Hint asıllı Indra Nooyi İstanbul’a gelmiş, görüşme fırsatı bulmuştuk.
O günlerde Wall Street’te (New York) başlayıp dünyanın diğer noktalarına yayılan protestolar, eylemler gündemdeydi. Indra Nooyi’ye sormuştuk:
- Gösterileri nasıl değerlendiriyorsunuz? Kapitalizme neler oluyor?
Yanıta şöyle girmişti:
- Kapitalizm aslında iyi bir şey. İnsanların yeteneklerinin ortaya çıkmasını sağlayan bir araç. Ancak, kapitalizmin “vicdanlı” olması lazım. “Vicdan”ını kaybeden kapitalizm felaket getirir. Wall Street’te protesto edilen kapitalizm değil, “vicdanını kaybetmiş kapitalizm”dir.
Nooyi’ye ek soru yöneltmiştik:
- Bu durumda ne yapmak gerekiyor?
Yanıtı şöyle olmuştu:
- Kapitalizmin yeniden doğru yöne dönmesi, “vicdanlı” hale gelmesi gerekiyor?
Bunun nasıl olacağını anlatmasını istemiştik, açıklamaya çalışmıştı:
- Ben de bilmiyorum. Ancak, kapitalizm insanlar için oluşan bir düzen. Kapitalizmi de yaratan insanlar. Özellikle iş dünyasının liderleri, şirketleri yönetenler “vicdanlı kapitalizm” için çalışmalı. Bunu onların dışında kimse yapamaz.
İş dünyasının liderlerine düşen rolü merak etmiştik, şu mesajı vermişti:
- Şirketlerini “vicdanlı kapitalizm”e göre yönetmeli. Yani, çalışanların, müşterisinin, toplumun mutluluğunu dikkate alarak işi yönetmeli.
2024 yılında Nobel Ekonomi Ödülü alan MIT öğretim üyesi Prof. Daron Acemoğlu’nun Doğan Kitap’tan yeni çıkan “Hangi Liberal Demokrasi” kitabında “işçi sınıfı liberalizmi” önerisini ortaya koyduğu bölümü okurken, Indra Nooyi’nin Ekim 2011’deki “vicdanlı kapitalizm” çağrısını anımsadım.
Prof. Daron Acemoğlu, kitabın “Krizdeki Liberal Demokrasi” başlıklı ilk bölümünde “Liberalizmin anlamı” üzerinde durdu:
Gündelik dilde “liberalizm”in anlamı muğlaktır. Bağlamına göre sol veya sağ eğilimli çağrışımlarla kullanılabilir, sosyal (ilerici) liberalizm veya klasik liberalizm gibi.
Anlamı coğrafyaya göre de değişir. Liberalizm, ABD’de sol eğilimli ideolojiyi ifade ederken Avrupa’da genellikle sağ eğilimli, serbest piyasa yanlısı bir duruşu tanımlar.
Liberalizm aynı zamanda bir siyasi felsefeyi, bu felsefe üzerine inşa edilmiş kurumları ve kimi zaman gevşek bir bağla da olsa bu felsefenin ideallerinden beslenen aktivistlerin uygulamalarını ifade eder.
Prof. Acemoğlu, kitabının temel tezlerinden birinin “liberalizmin aslında güçlü bir başlangıç yaptığı”nı kabul etmesi olduğunun altını çizdi:
Önce liberal hedeflere yönelik tepkiler üzerinden dolaylı bir biçimde, ardından da iktidara gelindiğinde liberal demokratik kurumların kurulması yoluyla doğrudan doğruya ideallerini hayata geçirmeyi başardı. Ve somut sonuçlar ortaya koydu.
Sonradan da çoğu siyasetçi, bürokrat ve eylemci tarafından........
