Uygulanan politika “ortodoks” olabilir, ama “rasyonel” değil!
Türkiye’deki son dönem gelişmeleri kısaca tanımlamak istersek iktisadi tasarımların başarısızlığı karşısında siyasi tasarımların ön plana çıktığı bir dönemden söz edebiliriz. Ben ise burada iktisadi tasarımların neden istenen sonuçları elde edemediğine dair bir kaç noktaya değinmek istiyorum. (Siyasi tasarımları ise nereden baktığınıza bağlı olarak mevcut iktidarın devamlılığını sağlamak için yapılan manevralar veya Türkiye’nin siyasal ve ekonomik olarak egemen güçlerle eklemleşme çabaları olarak okumak mümkün.)
Proramın başarı(sız)lığını irdelerken bazı “dışsal” (ekzojen) faktörleri tamamen göz ardı etmek yanlış olur. Bunlar hepimizin bildiği gibi sırasıyla COVUD-19 pandemisi, Rusya-Ukrayna savaşı, Kahramanaraş depremi ve ABD-İran savaşı. Tüm bunların ekonomimiz üzerinde ciddi etkileri olduğu yadsınamaz. Ancak, her şeye rağmen, bu faktörler enflasyonu kontrol altına alma başarısızlığının bir gerekçesi de olamaz.
Son 3 ayda artan enerji fiyatları başarısızlığın bir gerekçesi olamaz
Öncesinde, enflasyonu kontrolden çıkaran “irrasyonel” politikayı biliyoruz: Türkiye gibi sermaye serbestisi olan, güçlü bir para birimi (hard currency) olmayan, son derece yüksek bir dolarizasyon ve de -böyle bir deyim yok ama- altınizasyon (ki esasen dolarizasyon ile aynı şey) oranı olan bir ekonomide Mart 2021’den Haziran 2023’e kadar finansal baskılama rejimi uygulanmaya çalışılması...
Asıl sorulması gereken soru ise “ekonomi yönetimi kendince “rasyonel” politikalara geçtikten sonraki 3........
