KKM deneyimizden çıkarılan dersler
Türkiye ekonomisinin Kur Korumalı Mevduat serüveni nihayet sona erdi. BDDK verilerine göre KKM hesaplarının bakiyesi geçen hafta itibarıyla sıfırlandı. Yılbaşında 6,5 milyar lira olan bakiye, bir hafta önce 4 milyon liraya kadar inmişti. Yaklaşık beş yıl önce ekonominin en kritik sorunlarından birine çözüm olarak devreye alınan KKM artık bankacılık sisteminin bilançosunda yok.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in ifadesiyle “koşullu yükümlülük olan KKM'den çıkış süreci” başarıyla tamamlandı.
Gerçekten de bu gelişme ekonomi programı açısından önemli bir kilometre taşı; şimdi ise muhasebe zamanı. Çünkü KKM'yi anlamadan Türkiye'nin son beş yıllık ekonomi politikasını anlamak mümkün değil. KKM'yi neden çıkardığımızı ve neden sonunda kurtulmaya çalıştığımızı anlamadan, gelecekte benzer bir uygulamaya yeniden ihtiyaç duyup duymayacağımızı da bilemeyiz.
KKM'nin doğduğu koşulları hatırlayalım.
2021'in sonlarına doğru Türkiye ekonomisi ciddi bir güven ve kur şokuyla karşı karşıyaydı. Merkez Bankası politika faizini indiriyor, buna karşılık enflasyon hızla yükseliyor, TL'nin reel getirisi düşüyor ve tasarruf sahibi dövize yöneliyordu. Kur yükseldikçe enflasyon beklentileri bozuluyor, enflasyon yükseldikçe TL'de kalmanın maliyeti artıyor, bu da yeni bir döviz talebi yaratıyordu. Bir kısır döngü oluşmuştu.
KKM işte bu döngüyü kırmak için devreye sokuldu. Ekonomi yönetimi bir yandan faizleri düşürmek isterken diğer yandan TL'nin değer kaybını durdurmak gibi birbirleriyle çelişen iki hedefi aynı anda gerçekleştirmeye çalışıyordu. Böyle bir ortamda tasarruf sahibine “TL'de kal, eğer kur artışı mevduat faizini aşarsa aradaki farkı kamu karşılayacak," denildi.
KKM işe yaradı ama ...
Kriz anında etkili oldu mu? Evet oldu. Döviz talebinin ve kur üzerindeki paniğin azalmasına yardımcı oldu. Döviz bozdurulup TL'ye dönüldü, kurdaki panik dindi. Finansal sisteme zaman kazandırdı. O günün koşullarında ekonomi yönetiminin elindeki seçeneklerden biri olarak işlev gördü. Kriz anında yangının büyümesini engelledi. Ama yangını söndürmenin de bir bedeli vardı.
Bir politikanın ya da enstrümanın kısa vadede işe yaraması, onun iyi bir uzun vadeli politika veya araç olduğu anlamına gelmez. KKM'nin temel sorunu da buydu.
Kur riskini ortadan kaldırmadı. Riski başka bir yere taşıdı. Mevduat sahibinin kur riskinin önemli bir bölümünü kamu üstlendi. Buradaki kritik kelime Şimşek'İn açıklamasında da yer alan “koşullu yükümlülük”tü. Kur yükseldiğinde mevduat sahibine yapılacak ödeme Hazine ve Merkez Bankası açısından ciddi bir maliyet yaratabiliyordu. Nitekim KKM'nin kamuya ve dolayısıyla topluma getirdiği toplam yükün on milyarlarca dolarla ifade edildiği bir dönem yaşandı. Kur yükseldiğinde oluşabilecek maliyet Hazine ve Merkez Bankası kanalıyla kamu bilançosuna yansıdı. Özel sektörün taşıdığı risk bir ölçüde toplumun ortak riskine........
