Ankara Paradoksu ve Türkiye’nin sanayi gücü nerede birikiyor?
Savunma-havacılıktan otomotive, makineden elektroniğe Türkiye’nin ihracat kapasitesi büyürken sektörlerin teknoloji ve tasarım geliştirme gücü aynı ölçüde ilerlemiyor. Sanayinin geleceğini belirleyecek temel soru, üretimde biriken bilgi ve mühendislik kapasitesinin ana yüklenicilerin ötesine geçerek KOBİ’lere ve ekonominin geneline ne kadar yayılacağı.
AYŞEGÜL ÇELİK/Ankara Sanayi Odası Genel Sekreter Danışmanı
Türkiye’de ihracat 2026’nın ikinci yarısında güçlü seyrini sürdürürken imalatın temel göstergeleri aynı ölçüde olumlu bir tablo çizmiyor. Ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatı 280,3 milyar dolarla tarihî zirveye ulaştı. Buna karşılık sanayi üretimi temmuzda yıllık yüzde 0,3 gerilerken, İSO Türkiye İmalat PMI ağustosta 48,1 ile 50 eşik değerinin altında kaldı. Bu tablo sanayicinin sıkça dile getirdiği ‘İhracat yapıyoruz, peki neden kasada para kalmıyor?’ sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
İmalat sanayisinin millî gelir içindeki payı 2021’de yüzde 22,2 iken 2025’te yüzde 15,6’ya geriledi. İmalatın ekonomideki ağırlığının azaldığı açık. Fakat buradan doğrudan “Türkiye sanayi gücünü kaybediyor” sonucuna varmak kolay değil.
Çünkü bir ülke sanayisizleşirken zenginleşebilir de yoksullaşabilir de. Gelişmiş ekonomilerde yazılım, mühendislik, tasarım, Ar-Ge, test, lojistik ve bakım gibi faaliyetler uzman şirketlere taşındıkça istatistiklerde hizmetlerin payı büyüdü. Fabrika istihdamı azalırken üretim sistemi daha bilgi yoğun hale gelebildi.
ABD aynı ülke içinde bu iki farklı sonucu gösteriyor. Detroit’te otomotiv sanayiinin gerilemesi fabrika kapanışları, nüfus kaybı ve uzun süreli ekonomik aşınma yarattı. Buna karşılık Boston, Seattle ve San Francisco Körfez Bölgesi gibi merkezlerde biyoteknoloji, havacılık, yazılım, mühendislik ve Ar-Ge yeni bir ekonomik güç oluşturdu.
Sanayide kaybedilen üretim ve istihdam nereye gidiyor?
Türkiye açısından kritik soru da burada başlıyor. Sanayide kaybedilen üretim ve istihdam nereye gidiyor? Perakende, konaklama ve düşük verimlilikli hizmetlere mi, yoksa yazılım, mühendislik, tasarım, test ve teknoloji gibi üretimi daha verimli hale getiren alanlara mı?
Dolayısıyla mesele yalnız imalatın payının düşmesi değil. Üretim gücü nerede birikiyor, kim kontrol ediyor ve oluşan bilgi ekonominin geri kalanına nasıl yayılıyor? Bu yazı dizisinde üç sorunun peşinden gideceğim. Türkiye’nin sanayi gücü hangi işlevlerde birikiyor?........
