Oda ve borsa seçimleri “yön gösterici” olmalı
Akıl çözüm üretmek için vardır; yaşamakta olduğumuz sorunların çözümünü ararken de kendi aklımıza güvenmek en etkili yoldur.
Büyük gücü ancak içeride yaratabileceğimizi; o nedenle toplumsal etkileşimlerimizde gereksiz ayrışmalara yol açacak dil kullanmanın, kin ve nefret tohumları ekmenin orta ve uzun dönemdeki sakıncaları her dönemde yazdıklarımızın “merkez düşüncesi” olmuştur.
Dil, bizi ortak bir amaca odaklayarak yaratmak istediğimiz sonuçlara gücümüzü de odaklar. Dil, aynı zamanda toplumların “yönünü belirlemesinin” de temelidir.
Halkımız, akıl birikiminin süzgeçlerinden geçirerek, “Nereye gideceğini bilmeyen kaptana hiçbir rüzgârın yardımı olmaz!” demiştir.
Ülkemizin iş insanlarını barındıran oda ve borsaların seçimlerinde meslek komiteleri, kendi iş alanları, diğer alanlar, değişik alanlardaki ağların etkileşimi ve “gidilmesi gereken yön” konusunda tabandan tavana bilgiye dayalı fikir üreten platformlar olmalıdır. Ayrıca, değeri olan proje ve uygulanabilir programlarla beslenen öneriler geliştirmeyi ihmal etmemek gerekir.
Oda ve borsa seçimlerinde sorgulayarak netleştirilen, olgunlaştırılan ve çoğaltılan “yön belirleme” için harcanacak her çaba “uyum ve yaşam açısından faydalı bilgi” üretmenin gerek şartıdır.
Özlediğimiz kalkınmayı gerçekleştirmek istiyorsak, sermayeye erişmenin işin yarısı olduğunu, uyum ve yaşam açısından faydalı bilginin de diğer yarısını oluşturduğunu içselleştirmeliyiz.
Uyum ve yaşam açısından çok önemli olan faydalı bilgiyi üretmek, anlama alanını genişletmek ve anlamlandırmak istiyorsak; başka bir deyişle faydalı bilgiyi toplumsallaştırarak kalkınmanın itici gücüne dönüştüreceksek, oda ve borsa seçimleri “vesile” olmalı, sorgulama iklimi yaratmalı, ortamı oluşturmalıyız.
Faydalı bilgi, toplumun amaçları için bir araçtır. Bilgi, bir bağlamda yaratılmak istenen sonuca bizi götürmüyorsa faydasından söz edemeyiz.
İktisadi gelişme bağlamında ülkemizin gündemi nettir; başlıca bileşenleri bellidir: Değişen bağlantılar, iletişim kapasiteleri, rekabet koşulları, iş birlikleri ve ittifak yapılanmaları gibi. “Ne üreteceğimiz” konusunda öncelikler sıralaması yapmalıyız. Jeopolitik oluşumlar, ulus devletleri yöneten hükümetlerin yeni arayışları, iş gücünün değer zincirindeki konumlanma ihtiyacı, nüfus hareketleri, kültürel değerler ve teknolojideki gelişmeler “nasıl üreteceğimizi” belirleyecektir. Bir başka boyut, yol göstermede “ne olduğunu” bilmenin yanında asıl önemlisi “ne olması” gerektiğini bilmektir. İnsanlığın yarattığı her teknolojik sıçramanın........
