Oda ve borsa seçiminde “plan algısı” sorgulanmalı
Piyasacı ve planlamacı yaklaşımları fetiş haline getirmeden Deng Xiaoping aklından ders alalım; oda seçimlerinde “plan algısını” alabildiğine sorgulayalım ki mütemadiyen tökezleme olmasın.
Oda ve borsa seçimleri yaklaşıyor. Ülkemizin üretim örgütlenmesinin bu yaygın inisiyatiflerde görev almak için aday olacakların temel sorunlarla ilgili bakış açıları ve ortaya koyacakları projeleri önemli. Sanayi Odaları, Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları meslek komiteleri seçimleri aşağıda özetlenen nedenle daha öncekilerden ayrışıyor:
1- Jeopolitik, jeoekonomik ve jeostratejik oluşumlar farklılaşıyor; önceki dönemlerin paradigmaları değişiyor; ama yeni normal koşulları da netleşmiş değil. Yaşanmakta olan “geçiş dönemi koşulları” önceki seçimlerde kullandığımız varsayımları geçersiz hale getiriyor; varsayımları sorgulayarak yeni zihni modellerle ilerlememiz gerekiyor.
2- Bilim ve teknolojideki gelişmeler “iş süreçlerini ve işgücü profillerini” değiştiriyor; var olmayı sürdürebilmek için farklı “uyum politikaları” üretilmesi ivedileşiyor.
3- Yeni üretim ağlarında “bağlantı, iletişim, rekabet ve iş birlikleri” yapılarının sağlam, işlevlerinin etkin, kültürünün dayanıklı olması “iş dünyasında bakış açılarını” yeniden kurgulamayı gerektiriyor.
4- İş dünyasının “politika üretimi” konusundaki sorumluluklarının kapsama alanları da değişiyor. Geçmişin alışkanlıklarının etkilerinden arınarak, “geleceği güven altına alabilecek yeni yol ve yöntemler” bulma ihtiyacı çeşitlenerek artıyor.
5- Değişmelerin hızı, sorgulama merakını yaygınlaştırmayı, akıl yürütme disiplinin sıkılaştırmayı, bilinmezlerle yüzleşme özgüvenini artırmayı “uzun dönemli geleceği güven altına almanın gerek şartını” oluşturuyor.
Oda seçimlerinin geçmişteki seçimlerde ayrıştıran, sorgulanarak zihni netlik sağlanmasını ivedileştiren sorunlardan biri de “piyasa sisteminin dinamikleri ile planlı yönetiminin disiplini” arasında denge kurulması.
Mütemadiyen tökezlememek için
Çok uzaklara gitmeye gerek yok, 20’nci yüzyıla göz atmak yeterli. Sözünü ettiğimiz yüzyılda insanlık büyük dönüşümlere ve çatışmalara tanıklık etti. Büyüyen krizlerden çıkabilmek için ister Cumhuriyetle, isterse krallıklarla yönetilsin devletlerin üçte biri planı gelişmenin aracı olarak uyguladı.
Yarıiletken teknolojinin yaygınlaşarak “genel teknoloji” haline gelmesi sürecinde yaşanmakta olan büyük kırılma, planlama aracını yeniden gündeme getirdi. Ülkemizin yetiştirdiği önemli sosyologlardan biri olan Prof. Dr. Mübeccel Kıray, zamanın ruhunu da dikkate alarak 1983 yılında İktisat Dergisi’nde kamuoyunu uyardı: ”Kâra dönük bir pazar........
