menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Konkordatoda suiistimale karşı şeffaflık dönemi!

23 0
20.05.2026

Covid-19 salgını sonucunda işletmeler, ekonomik sıkıntılar içinde varlığını sürdürmeye devam ettiler. 2019’dan bugüne dek gelinen süreçte enflasyonun etkisi, alım gücünün düşmesiyle birlikte işletmeler, maliyetlerini karşılayamaz hale geldi.

Bunu sonucu işveren, kepenk kapatarak işçi çıkarmaya başladı. Üretimin de düşmesi ve her geçen gün artan oranlı vergiler ve zam nedeniyle küçük işletmeler iş yerini kapatmak zorunda kaldı.

Büyük ve orta ölçekli işletmeler; işçinin maaşını da karşılayacak gücü kalmazken ayrıca üzerine kira, elektrik, su, doğalgaz gibi genel giderlerin yanında ağır vergi yüküne maruz bırakıldı. Tüm bunların sonucunda borçlarını da ödeyemez duruma geldi.

Bu süreç bir çok şirketi, konkordato başvurusu yapmaya yöneltti. 16 Ocak 2025 tarihli köşe yazımda; “İflastan önceki son çıkış” başlığı ile tanımladığım konkordato sürecini, artıları ve eksilerini anlatmıştım.

(https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/iflastan-onceki-son-cikis/793503)

Konkordato, geçmişte Anadolu’da söylenen: “Komşu tüm malını, mülkünü kaybetmiş dostlar duydunuz mu?” Halk arasında “İflas etmiş” denirdi. Gelinen noktada ise yeni dönemdeki tanımı ile şirketi iflas etmeden, iflasa hazırlık ve belki bir çıkış yolu umuduyla konkordato olarak ifade ediliyor ve uygulanıyor.

Ekonomik sıkıntılar konkordato başvurusunu artırıyor

Son yıllarda, işletmeler, ticari hayatta da zor günler yaşıyor. Alacaklarını tahsil edemeyip, borçlarını da ödeyemeyen şirketlere bankalar kredi de veremeyebiliyor. Bazen şirketler bankadan aldığı krediyi de ödemekte zorlanıyor hatta ödeyemiyor.

Bunca yükün altında kalan iş yerleri için maliyetlerinin, gelirini aşan boyutta olmasıyla konkordato başvurusu can simidi olarak görülüyor. İflastan önceki son çıkış ya da iflas erteleme olarak da düşünebiliriz.

Ancak burada önemli bir ayrıntı var ki birçok işletme istese de maddi yetersizlikler nedeniyle konkordatoya başvuruda bulunamıyor. Alacaklı ve borçlu açısından baktığımızda ise sayıları her geçen gün artan, binlerce işletmeyi etkileyen bir domino taşı gibi hızla devam eden durum olduğunu görüyoruz.

Konkordato; sadece borçluyu değil, alacaklıyı ve alacaklının da alacaklısını etkileyerek zincirleme olarak devam eden, uzun soluklu, maliyetli ve de sıkıntılı bir süreç.

İşçi de işveren de dertli

Son yıllarda; özellikle büyükşehirlerde çalışanlar aldıkları maaş ile kirayı, barınma, beslenme gibi temel insani ihtiyaçların dahi karşılanamadığı, asgari ücretin ve emeklinin maaşlarının açlık ve yoksulluk sınırının çok altında kalmasıyla işverenlerin, asgari ücretle işçi almakta zorlandığı görülüyor. İşveren, en az bir katı fazla ücret verse de çalışanın evin geçimini, çocuklarının eğitim gideri ve kirasını ödeyemediği için yeni iş arayışına girdiği bu dönemde, işçi de işveren de ekonomik olarak sıkıntı içinde.

Dünya genelinde yaşanan ve ülkemizi de etkileyen tarım politikaları, gıdaya ulaşmadaki sıkıntılar ve jeopolitik süreç sonunda ayrıca eklenen maliyet sonucu ve vergiler, zamlar ile bazı sektörlerde üretimin durma noktasına gelmesiyle ne yazık........

© Ekonomim