menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir emeklinin kahvehane günlüğü

23 0
02.09.2026

Son yıllarda fırsat buldukça Üsküdar’a uğrar; esnafı dolaşır, sohbet eder, kahvemi içer, deniz kıyısında dolaşır, biraz nefes almaya çalışırım. Üsküdar; eski İstanbul’u hatırlatan mimarisi, tarih kokan sokakları ve esnafının “ Üstü kalsın abla, bu da bizden” diyen kadirşinaslığıyla bana eski Anadolu’yu ve çocukluğumu hatırlatır bu güzel ilçe.

Üsküdar’da bir lokal : “ Emekliler Lokali”

Geçtiğimiz hafta sonu da yine Üsküdar’daydım. Niyetim biraz sahilde dolaşıp, balıkçıları izlemek, bir çay-kahve içip dönmekti. Birkaç gün önce dahi önünden geçtiğim halde o güne kadar fark etmediğim bir mekân dikkatimi çekti. Sahaflar Çarşısı’nın yanındaki Mimar Sinan Galerisi’ni görmek için içeri girmek istedim. Görevliye sordum ve henüz açılmadığını hazırlıkların sürdüğünü söyledi. Tam çıkarken yukarıya baktım. Parklarda oturan emekliler ve bir tabela gördüm: “Üsküdar Belediyesi Emekliler Lokali”

Merak edip, tabeladaki oku izleyerek yukarıya lokale çıktım. İlk kez bir belediyenin emekliler için böyle güzel mekân tahsis ettiğini gördüm. Bir vatandaş olarak mutlu oldum. Hiç değilse emeklilerin oturup sohbet edebileceği, nefes alabileceği bir mekân düşünülmüştü.

İçerisi tıklım tıklım doluydu. Hepsi de emekli. Kimi tek başına masasında oturmuş kimseyi görmüyor ve dalıp gitmiş, kimi çayını yudumlarken camdan dışarı bakıyordu. Birkaç kişi satranç oynuyor, bazı masalarda ise sohbetler sürüyordu. Ama dikkatimi çeken başka bir şey vardı: Masalarda oturanları izlerken, her birinin gözlerinde bir hüzün ve keder, hayatın yorgunluğu vardı.

Emekli, ağır yaşam koşullarıyla mücadele ediyor

Bir masaya oturdum. 86 yaşındaki emekli beyefendiyle sohbete başladık. Çayını yudumlarken “Kızım sana da çay versinler” dedi.

“Çay ne kadar” diye sordum. “Ne kadarı olur mu kızım, çay burada ücretsiz” dedi. “Su ne kadar” diye sordum. “Su da bedava. Bak orda sebil var, elindeki karton bardağı göstererek, Üstelik soğuk da oluyor, bu sıcaklar da iyi oluyor” diye ekledi.

Emekli, geçmişe özlemini sitemle anlatıyor

Sohbet ilerledikçe hayat hikâyesini anlattı. Yıllarca bir lastik fabrikasında çalışmış, primlerini eksiksiz ödemişti. Temmuz 1987 yılında Turgut Özal döneminde gündeme gelen “süper emeklilik” uygulamasından yararlanmak için emekliliğini istemiş, tazminatını alarak sisteme yatırmıştı. O dönem birçok kişi evini, arsasını sattı, kredi çekti, borçlandı; o da bütün parasını vermişti. O yıllarda yaklaşık 63 bin kişinin mağduriyet yaşadığını söyledi.

Sonra sözü bugüne getirdi. “ Geçmişte emeklilik bugünlere göre daha iyiydi. Emekli maaşınla çarşı, pazara gider, evin masrafını karşılar ve elinde para da kalırdı. Hiç değilse tazminatınla ev alabiliyordun. Şimdi ev almak hayal oldu.”

86 yaşında olduğunu, eşinin ağır bir hastalık geçirdiğini, çocuklarının da ancak kendi hayatlarını sürdürebildiğini söyledi. “Oğlumu okuttum, mesleği de var ama evlenmiyor. Bu devirde evlenmenin maliyeti de çok yüksek.  Eskiden maaşınla evini kurabiliyordun. Şimdi hiçbir şeye güç yetmiyor.” Bunu söylerken çayından bir yudum daha aldı.

Lokalde ücretsiz çayını içerken........

© Ekonomim