TÜİK verileri konuşuyor: Türkiye’de alkol ve sigara kullanımı 3 yılda nasıl değişti?
Geçtiğimiz günlerde, TÜİK Sağlık Modülü 2025 verilerini açıkladı. Her zaman olduğu gibi detaylara bakmak da bize düştü.
Verilerde en ilgi çekici kısım Türkiye’deki diş sağlığı oldu. Ağız sağlığı ya ülkede çok iyi durumda ya da buna ayıracak kaynak o kadar yok ki neredeyse 10 kişiden 3’ü böyle bir harcama yapmamayı tercih etti. En üst gelir grubunda 4 kişiden biri, en alt gelir grubundaysa neredeyse 2 kişiden biri diş muayenesi/tedavisi için 2025 yılında harcama yapmadığını ilan etti.
Ama konumuz bu değil.
Konumuz verinin detaylarında yer alan tütün ve alkol kullanımı oldu. Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olma durumuna göre son 12 ay içerisinde tütün mamülleri ve alkollü içki kullanma durumu, 2022 ve 2025 karşılaştırmalı verilerine bakıldığında nasıl değiştiği dikkat çekiciydi. Tabi bunun fiyat karşılaştırması da olacak.
Türkiye’de TÜİK verilerine göre, hiç tütün mamülleri kullanmayan kişi oranı yüzde 68,1 olurken bu oran 2022 yılında yüzde 70 seviyesinde görünüyor. Yani kullanım artmış görünüyor. Kısaca 10 kişiden 3’ü tütün mamülleri kullanıyor.
Her gün kullandığını belirtenler 3 yılda yüzde 27,7’den 29,1’e çıkarken, her hafta kullandığını belirtenler de aynı dönemde yüzde 1,5’ten 1,8’e, ayda birkaç kere diyenler yüzde 0,6’dan 0,7’ye, yılda en az birkaç kere diyenler de yüzde 0,2’den 0,3’e çıkmış.
Bunun gelir gruplarına yansıması da ilginç oluyor. Yoksulluk riski olanlarda da olmayanlarda da kullanım artmış görünüyor. Her gün diyenlerde yoksulluk riski altında olanların oranı 2022’den 2025’e yüzde 26’dan 27,1’e, yoksulluk riski altında olmayanlarda da aynı dönemde oran yüzde 28,4’ten 29,7’ye çıkıyor.
Alkole gelindiğinde toplamda yine bir kullanım artışı görülüyor. Hiç kullanmayanların oranı yüzde 90’dan 89,2’e geriliyor. Her gün kullanım yüzde 0,5 olarak aynı kalıyor. Her hafta kullananların oranı yüzde 1,8’den 1,9’a, ayda birkaç kere diyenlerin oranı yüzde 4’ten 4,5’e, yılda en az bir kere diyenler de yüzde 3,7’den 3,9’a çıkıyor.
Burada da yoksulluk riski altında olanların kullanımı daha az olurken, yine aynı grupta hiç kullanmıyorum diyenlerin oranı ise sınırlı da olsa yüzde 95’ten 95,1’e yükselmiş görünüyor. Yoksulluk riski altında olmayanlardaysa hiç kullanmayanların oranı yüzde 87,9’dan 87,1’e gerilemiş. Diğer detaylara da tablodan bakabilirsiniz.
Gelelim fiyat değişimlerine, 2022-2025 aralığındaki fiyat değişimlerine bakıldığında, enflasyondaki yükseliş bu dönemde yüzde 211 olurken, alkollü içecekler, tütün ve tütün ürünleri enflasyonu yüzde 212 yükselmiş görünüyor.
Gelir gruplarının yıllık fert gelirlerindeyse durum şu şekilde oluyor:
2022 yılında en alt yüzde 10’luk gelir grubunun toplamda yıllık geliri 15.393 TL olurken, yüzde 90’dakilerin yıllık toplam fert geliri 84.559 TL oluyor. Asgari ücret 2022 yılı ikinci yarısında 5.500 TL seviyesinde olmuştu.
2025 yılındaysa asgari ücret 22.104 TL olurken, yüzde 10’luk dilimde yer alan grubun yıllık toplam fert geliri 110.296 TL’ye yüzde 90’lık gruptaki bir kişinin de 593.609 TL olmuştu.
Asgari ücret bu 3 yılda yüzde 302 oranında, en alt gelir grubunun geliri yüzde 616, en üst gelir grubunun da geliri yüzde 602 oranında artış gösteriyor.
Rakamları yan yana koyduğumuzda ortaya çıkan tabloda, bu ürünlerde 3 yılda reel anlamda ek bir fiyat şoku görülmüyor. Genel fiyat artışıyla paralel bir seyir olurken, 2005’ten bu yana bakıldığında da enflasyonun üstünde fiyat artışı olan alanların içinde lokanta ve konaklama ile gıdanın ardından 3. sırada alkol ve tütün geliyor.
Gelir tarafında artış çok daha yüksek olurken, tütün ve alkol kullanımındaki sınırlı ama istikrarlı artış, özellikle tütün kullanımında hem yoksulluk riski altında olanlarda hem de olmayanlarda artış görülmesi, talebin gelir esnekliğinin düşük, bağımlılık etkisinin yüksek olduğuna işaret ediyor.
Alkolde ise artış daha sınırlı ve daha çok yoksulluk riski altında olmayan grupta yoğunlaşıyor. Bu da ürünlerin harcanabilir gelirle olan bağını daha net gösteriyor.
Özetle; 2022–2025 döneminde fiyatlar artarken, gelirler daha fazla artıyor. Ancak tüketim davranışı dramatik biçimde değişmiyor. Ekonomik baskı, bu iki üründe talebi aşağı çekmek yerine daha çok bütçe içi payın yeniden dağılımına yol açmış olabilir.
